Hydnora africana, Güney Afrika’nın kurak ve yarı kurak bölgelerinde yaşayan, görünüşü kadar yaşam biçimiyle de sıra dışı bir bitkidir. Güney Afrika, Namibya ve Botsvana gibi ülkelerde görülen bu tür, yaşamının büyük bölümünü toprağın altında geçirir. Yüzeyde gördüğümüz kahverengi-kırmızı, kalın ve etli yapı aslında bitkinin çiçeğidir. Hydnora’nın bildiğimiz anlamda yeşil yaprakları ve belirgin bir gövdesi bulunmaz. Klorofil içermediği için fotosentez de yapamaz.
Peki fotosentez yapamayan bir bitki nasıl beslenir? Hydnora africana bir parazit bitkidir. Yer altında gelişen özel dokularıyla özellikle Euphorbia cinsinden konak bitkilerin köklerine bağlanır ve ihtiyaç duyduğu suyu, mineralleri ve organik besinleri bu bitkilerden elde eder. Bu nedenle yaşamını sürdürebilmesi büyük ölçüde uygun bir konak bitkinin varlığına bağlıdır. Toprağın altında gelişmesi aynı zamanda sıcak ve kurak Afrika ortamında su kaybını azaltmasına yardımcı olan sıra dışı bir yaşam stratejisidir.
En ilginç bölüm ise üreme döneminde ortaya çıkar. Çiçek toprak yüzeyine ulaştığında etli ve yarık bir ağız görünümünü alır. İnsanlara pek hoş gelmeyen, dışkı veya çürümüş organik maddeyi andırabilen güçlü bir koku yayar. Bu koku özellikle leş ve dışkıyla ilgilenen böcekleri çiçeğe çeker. Çiçeğin iç yapısı böceklerin bir süre içeride kalmasına neden olabilir; böcekler burada polenle temas eder ve daha sonra başka bir çiçeğe gittiklerinde tozlaşmaya katkıda bulunurlar.
Botanik açıdan Hydnora africana, bitkilerin çevrelerine ne kadar sıra dışı biçimlerde uyum sağlayabileceğinin etkileyici örneklerinden biridir. Yeşil olmaması, fotosentez yapmaması, çoğunlukla görünmeden yer altında yaşaması ve besinini başka bir bitkinin köklerinden sağlaması onu alıştığımız bitki görüntüsünden oldukça uzaklaştırır. Yüzeye çıktığında ise adeta topraktan beliren yabancı bir canlıyı andırır, ancak bu garip görüntünün arkasında, kurak bir coğrafyada hayatta kalmaya yönelik son derece özelleşmiş bir botanik yaşam biçimi vardır.