Şeytanla Konuştuğunu Söyleyen Rahip
Roma’da sıradan görünen bir odada, elinde haç taşıyan yaşlı bir rahibin karşısında oturan insanların bazılarının birkaç dakika sonra farklı seslerle konuşmaya başladığını, rahibin Latince dualar okuduğunu ve onun anlatımına göre karşısındaki kişinin ağzından gelen sesin zaman zaman kendisine cevap verdiğini düşünün kulağa bir korku filminin senaryosu gibi gelen bu sahnelerin merkezindeki isim ise kurgusal bir karakter değil Gabriele Amorth adında gerçekten yaşamış İtalyan bir Katolik rahipti. 1925 yılında İtalya’nın Modena kentinde dünyaya gelen Amorth, 1954 yılında rahip oldu ancak onu dünya çapında tanınan tartışmalı bir figüre dönüştüren dönem çok daha sonra başladı. 1986 yılında Kardinal Ugo Poletti tarafından Roma Piskoposluğu için exorcist olarak görevlendirildi ve deneyimli exorcist Peder Candido Amantini’nin yanında çalışmaya başladı. Amorth’un görevlendirilme hikayesi de Uluslararası Şeytan Çıkarıcılar Derneği’nin kendi tarihçesinde yer alıyor.
Fakat Amorth’u diğer rahiplerden ayıran asıl şey yaptığı ayinlerden çok, bu ayinler sırasında yaşadığını söylediği olaylardı. Amorth yıllar boyunca verdiği röportajlarda şeytanı yalnızca teolojik bir kavram veya insanın içindeki kötülüğün sembolü olarak görmediğini, onun gerçek ve kişisel bir varlık olduğuna inandığını açıkça anlatıyor, hatta bazı exorcism vakalarında kişinin içerisindeki şeytani varlıkla doğrudan iletişim kurduğunu ileri sürüyordu. 2000 yılında yayımlandığı belirtilen ünlü röportajlarından birinde kendisine şeytanla konuşup konuşmadığı sorulduğunda, şeytanla konuştuğunu, kendisinin Latince konuştuğunu ve karşılığında İtalyanca cevap aldığını söylemesi onun hakkındaki Şeytanla konuşan rahip efsanesinin dünyaya yayılmasına neden oldu. Ancak burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Amorth’un gerçekten yaşamış olması, Roma’da resmen exorcist olarak görev yapması ve bu sözleri söylemiş olması tarihsel olarak araştırılabilir gerçeklerdir fakat karşısındaki sesin gerçekten doğaüstü bir varlığa ait olduğu iddiası tamamen farklı bir meseledir ve bunu doğrulayan bağımsız bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Başka bir ifadeyle elimizde Şeytanın konuştuğunun kanıtı değil Amorth’un şeytanla konuştuğuna inandığını ve bunu açıkça anlattığını gösteren kayıtlar vardır. İşte hikayeyi asıl ilginç yapan noktalardan biri de budur. Çünkü Amorth, karşısındaki her sıra dışı davranışı şeytani ele geçirilme olarak değerlendiren biri olduğunu söylemiyordu aksine verdiği röportajlarda kendisine gelen insanların önce tıbbi değerlendirmeden geçmesini istediğini, özellikle psikolojik veya psikiyatrik rahatsızlıklarla kendi inancı çerçevesinde şeytani etki olarak değerlendirdiği durumları birbirinden ayırmanın son derece zor olduğunu anlatıyordu. Kendi eserlerinde de doktorlara önce başvurulması gerektiğini savunduğu akademik çalışmalarda aktarılmıştır.
Bu ayrıntı, internette oluşturulan Amorth karakterinden oldukça farklıdır. Sosyal medyada çoğu zaman karanlık bir odada şeytanlarla savaşan gizemli bir Vatikan rahibi olarak gösterilse de gerçekte Amorth’un hikayesi din, psikoloji, inanç ve insan zihninin sınırlarının birbirine temas ettiği çok daha karmaşık bir alanda durmaktadır. Üstelik Amorth’un anlattıkları yalnızca seslerden ibaret değildi. Bazı vakalarda insanların bilmedikleri dilleri konuştuğunu, olağan dışı fiziksel tepkiler verdiğini ve ayin sırasında kendisine yönelik tehditler duyduğunu ileri sürüyordu farklı röportajlarında Yunanca, Latince, Aramice veya anlaşılmaz diller duyduğunu söylediği de görülmektedir. Fakat bunların tamamı yine Amorth'un tanıklığıdır. Bilim açısından bakıldığında travma, dissosiyatif durumlar, psikiyatrik hastalıklar, telkin, kültürel beklentiler ve kişinin güçlü dini inançları son derece sıra dışı davranışların ortaya çıkmasında rol oynayabilir bu nedenle bir insanın farklı bir sesle konuşması veya kendisini başka bir varlık olarak tanımlaması tek başına doğaüstü bir olayın kanıtı kabul edilemez.
Amorth ise meseleye tamamen farklı bir pencereden bakıyordu. Katolik inancı içerisinde şeytanın gerçek olduğuna inanıyor ve exorcism sırasında karşılaştığı bazı vakaların psikoloji veya tıp tarafından açıklanamayacağını düşünüyordu hatta şeytanın çoğu zaman kendisini gizlemeye çalıştığını, bu nedenle ayin sırasında onun kimliğini ortaya çıkarmaya yönelik sorular sorduğunu anlatıyordu. Onun ifadelerine göre bu konuşmalarda amaç şeytanla sohbet etmek değil, kişinin üzerindeki etkisini kırmak ve onu ayrılmaya zorlamaktı. Belki de Amorth hakkındaki en fazla yanlış anlaşılan konu ise gerçekleştirdiği exorcism sayısıdır. Hayatının farklı dönemlerinde on binlerce, hatta bazı kaynaklarda 160.000'e ulaşan exorcism işlemi gerçekleştirdiğini söylediği aktarılmıştır ancak bu rakam 160.000 farklı insanın şeytan tarafından ele geçirildiği anlamına gelmez, çünkü aynı kişi üzerinde gerçekleştirilen her dua veya ayin ayrı bir exorcism olarak sayılabiliyor ve bazı kişilere defalarca ayin uygulanabiliyordu.
Daha da çarpıcı olanı, 2016 yılında yayımlanan bir röportajda Amorth yaklaşık 70.000 exorcism gerçekleştirdiğini söylerken bunların yalnızca yaklaşık yüzünde gerçek şeytani ele geçirilme bulunduğunu düşündüğünü ifade etmişti. Bu ayrıntı hikayenin bütün havasını değiştiriyor. Çünkü karşımıza her davranışın arkasında şeytan arayan bir rahipten ziyade, binlerce vaka içerisinde yalnızca çok küçük bir bölümünü kendi dini ölçütlerine göre gerçek possession olarak değerlendirdiğini söyleyen tartışmalı bir din adamı çıkıyor. Amorth zamanla yalnızca Roma'nın tanınmış exorcistlerinden biri olmakla kalmadı başka exorcistlerin bir araya gelmesi için girişimlerde bulundu ve daha sonra Uluslararası Şeytan Çıkarıcılar Derneği’ne dönüşecek yapılanmanın ortaya çıkmasında önemli rol oynadı. Derneğin kendi tarihçesi, Amorth'un bu sürecin ilk dönemlerindeki merkezi rolünü doğrulamaktadır. Gabriele Amorth 16 Eylül 2016'da Roma'da hayatını kaybetti. Fakat geride bıraktığı tartışma hala bitmiş değil.
Çünkü Amorth'un hikayesine hangi taraftan baktığınıza bağlı olarak tamamen farklı bir tablo görürsünüz. İnanan biri için o, hayatının onlarca yılını görünmeyen bir kötülükle mücadele etmeye adamış bir rahiptir şüpheci biri için karşılaştığı olaylar psikoloji, psikiyatri telkin ve dini kültürün insan davranışları üzerindeki güçlü etkileriyle açıklanabilecek vakalardır tarih açısından baktığımızda ise tartışılmaz olan nokta, Gabriele Amorth'un gerçekten yaşamış, gerçekten Roma'da exorcist olarak görevlendirilmiş ve gerçekten şeytanla konuştuğunu iddia etmiş olmasıdır. Ama bundan sonrası hala cevapsızdır. O odalarda konuşan kimdi. Travma yaşayan insanların başka bir sesi mi. İnsan zihninin henüz tam olarak anlayamadığımız karanlık bir mekanizması mı. Güçlü dini telkinlerin oluşturduğu sıra dışı psikolojik durumlar mı. Yoksa Amorth'un hayatının sonuna kadar inandığı gibi, insanın göremediği başka bir şey mi?
Bilim bugün sonuncusunu doğrulamıyor. Fakat Gabriele Amorth'un hikayesini bu kadar ürpertici yapan şey de belki tam olarak burada yatıyor Adamın gerçekten yaşamış olduğunu biliyoruz, söylediklerinin kayıtlarını bulabiliyoruz, görevini doğrulayabiliyoruz doğrulayamadığımız tek şey ise karşı tarafta gerçekten kimin konuştuğu.