Bir fincanın içinde kaç yüzyıl saklı olabilir?
Türk kahvesinin hikayesi, sadece bir içeceğin değil, bir kültürün doğuş hikayesidir, kökeni 9. yüzyılda Etiyopya’da keşfedilen kahve çekirdeklerine dayanır ancak kahvenin gerçek anlamda kimlik kazanması, 16. yüzyılda Osmanlı topraklarına ulaşmasıyla gerçekleşir. 1517’de Yemen’in Osmanlı hakimiyetine girmesiyle birlikte kahve İstanbul’a gelir ve kısa sürede saray mutfağına girerek özel bir hazırlama yöntemiyle pişirilmeye başlanır. İnce öğütülen kahvenin cezvede ağır ateşte pişirilmesi geleneği işte bu dönemde şekillenir.
1550’li yıllarda İstanbul’da ilk kahvehaneler açılır ve bu mekanlar yalnızca içecek sunan yerler değil, edebiyatın, siyasetin ve fikir tartışmalarının merkezleri haline gelir, öyle ki dönem dönem yasaklanacak kadar güçlü bir toplumsal etki yaratır.
Avrupa kahveyle Osmanlı üzerinden tanışır. Viyana Kuşatması sonrası Avrupa’da yayılan kahve kültürünün temelinde bu etkileşim vardır. Türk kahvesi zamanla fal geleneği, kız isteme ritüeli ve misafir ağırlama kültürüyle birleşerek bir kimlik sembolüne dönüşür.
2013 yılında UNESCO tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras listesine alınması ise bu köklü geleneğin küresel kabulünün resmi bir göstergesi olmuştur.