Violet Constance Jessop, 2 Ekim 1887’de Arjantin’in Bahía Blanca kentinde doğmuş, İrlanda kökenli bir ailenin kızı olarak çocukluğunu Güney Amerika’da geçirmiş ve genç yaşta geçirdiği ağır hastalıklara rağmen hayatta kalmayı başarmış bir kadındır. Bu erken dönem deneyimleri, onun ileride karşılaşacağı olağanüstü felaketlere karşı gösterdiği direncin adeta habercisi olarak değerlendirilir ve biyografik veriler, özellikle White Star Line arşivleri ile denizcilik kayıtları, onun mesleki hayatının disiplinli ve kararlı bir çizgide ilerlediğini açıkça ortaya koymaktadır.
Jessop’un denizcilik kariyeri, 20. yüzyılın başlarında transatlantik yolcu taşımacılığının zirve yaptığı dönemde başlamış ve kısa sürede dönemin en büyük yolcu gemilerinde görev almasına olanak sağlamıştır. 1911 yılında RMS Olympic gemisinde hostes olarak çalışırken, geminin bir İngiliz savaş gemisiyle çarpıştığı kazada bulunmuş ve bu olaydan yara almadan kurtulmuştur. Bu kaza dönemin denizcilik raporlarında ayrıntılı biçimde belgelenmiş olup Jessop’un adı mürettebat listelerinde açıkça yer almaktadır.
Ancak onu tarihe geçiren asıl olay, 1912 yılında dünyanın en ünlü deniz felaketlerinden biri olan Titanic'in batışı sırasında RMS Titanic gemisinde görevli olmasıdır. Jessop, bu felaket sırasında bir cankurtaran sandalına binerek hayatta kalmış ve daha sonra verdiği ifadelerde, kendisine emanet edilen bir bebeği koruyarak kurtulduğunu anlatmıştır. Bu anlatımlar hem dönemin tanıklık kayıtlarında hem de kendi kaleme aldığı hatıratında yer almakta olup, olayın bireysel boyutunu anlamak açısından önemli birincil kaynaklar arasında kabul edilmektedir.
Birinci Dünya Savaşı sırasında gönüllü olarak hemşirelik yapan Jessop, bu kez HMHS Britannic adlı hastane gemisinde görev almış ve 1916 yılında geminin bir mayına çarparak batmasıyla üçüncü büyük deniz felaketini yaşamıştır. Patlama sonrası denize atlamak zorunda kalan Jessop’un, geminin pervanelerine kapılmaktan son anda kurtulduğu ve başından yaralandığı bilinmektedir. Bu olay HMHS Britannic'in batışı olarak resmi kayıtlara geçmiş ve Jessop’un bu felaketten de sağ kurtulması, onu denizcilik tarihinde benzersiz bir figür haline getirmiştir.
Tüm bu olayların ardından uzun yıllar denizcilik sektöründe çalışmaya devam eden Violet Jessop, 1971 yılında hayatını kaybetmiş, ancak arkasında bıraktığı hatıralar ve tanıklıklar sayesinde Batmayan Kadın olarak anılmaya başlanmıştır. Onun yaşam öyküsü, yalnızca tesadüfi bir hayatta kalma hikayesi değil, aynı zamanda insan dayanıklılığının, kriz anındaki soğukkanlılığın ve modern denizcilik tarihinin en dramatik olaylarına birebir tanıklık etmiş bir kadının gerçek ve belgelenmiş yaşamının çarpıcı bir örneği olarak değerlendirilmektedir.