Skolyoz, omurganın yalnızca yana doğru eğilmesiyle sınırlı olmayan, aynı zamanda omurların kendi ekseni etrafında dönmesiyle birlikte ortaya çıkan üç boyutlu bir omurga deformitesidir. En sık çocukluk ve ergenlik döneminde fark edilir, duruş bozukluğundan farklı olarak irade ile düzeltilemez, hafif vakalar fark edilmeden kalabilirken ilerleyen eğrilikler omuz, kürek kemiği ve bel asimetrisine, ileri durumlarda ise ağrıya, solunum kapasitesinde azalmaya ve yaşam kalitesinde düşüşe yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve düzenli takip skolyoz yönetiminde temel öneme sahiptir.
Adolesanlarda görülen ve omurga eğriliğinin 30 derecenin üzerine çıktığı skolyoz vakaları kızlarda erkeklere göre yaklaşık 10 kat daha sık görülmektedir. Bunun nedeni tek bir faktöre bağlanamaz. Bu fark, biyolojik, hormonal, gelişimsel ve hatta tanısal bazı etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkar ve özellikle ergenlik döneminin vücut üzerindeki hızlı ve dengesiz değişimleri bu tabloyu belirginleştirir.
En önemli nedenlerden biri, ergenlikteki büyüme hızıdır. Kız çocuklarında boy uzaması daha erken başlar ve kısa sürede daha hızlı gerçekleşir, bu ani büyüme süreci sırasında omurga, kaslar ve bağ dokuları arasında bir uyum sorunu oluşabilir ve omurga henüz tam olgunlaşmadan gelen bu yüklenme, eğriliğin hem ortaya çıkmasına hem de daha hızlı ilerlemesine zemin hazırlar, erkeklerde ise büyüme daha geç ve daha yavaş olduğu için skolyoz çoğu zaman aynı şiddete ulaşmadan sabit kalabilir.
Hormonal faktörler de bu farkta önemli bir rol oynar, özellikle östrojen hormonunun kemik olgunlaşması, bağ dokusu elastikiyeti ve kas dengesi üzerindeki etkileri, kızlarda omurganın dış etkilere karşı daha hassas olmasına yol açabilir, buna ek olarak bazı araştırmalar, kızlarda bağ dokusunun daha esnek yapıda olmasının, omurganın eğilmeye daha açık hale gelmesine neden olabileceğini göstermektedir. Yani sorun kemiklerin zayıflığı değil, sistemin bütün olarak daha oynak olmasıdır.
Bir diğer önemli nokta ise skolyozun fark edilme ve ilerleme biçimidir. Kızlarda eğrilikler estetik olarak daha erken fark edilir ve ilerleme eğilimi daha yüksek olduğu için 30 derece üzeri vakalar istatistiklere daha sık yansır, bu da kızlarda skolyozun hem daha görünür hem de daha ciddi seyretmesine neden olur. Bu yüzden erken tanı, düzenli takip ve büyüme dönemi boyunca yapılan kontroller, özellikle kız çocuklarında skolyozun ilerlemesini durdurmak ve cerrahiye gidişi önlemek açısından hayati önem taşır.
Erkeklerde skolyoz, kızlara kıyasla daha nadir görülse de ortaya çıktığında çoğu zaman daha geç fark edilir. Bunun temel nedeni, erkeklerde büyüme sürecinin daha yavaş ve uzun olması ve eğriliğin erken dönemde belirgin estetik asimetri oluşturmamasıdır. Bu durum skolyozun başlangıçta hafif seyretmesine rağmen düzenli kontrol yapılmadığında sessizce ilerlemesine yol açabilir ve tanı konulduğunda eğrilik derecesi beklenenden daha yüksek olabilir.
Etkileri açısından bakıldığında, erkeklerde skolyoz genellikle fonksiyonel şikayetlerle kendini gösterir. Sırt ve bel ağrısı, uzun süre ayakta kalma veya oturma sonrası yorgunluk hissi, spor performansında düşüş ve duruş dengesizlikleri daha sık ön plandadır, ileri derecelerde ise omurga rotasyonuna bağlı göğüs kafesi asimetrisi, solunum kapasitesinde azalma ve kronik kas-iskelet sistemi ağrıları görülebilir. Bu nedenle erkeklerde skolyoz daha az görülse bile erken fark edilmesi ve takip edilmesi, uzun vadeli yaşam kalitesi açısından en az kızlar kadar önemlidir.