İnsan zihni, tesadüfleri anlamlandırmaya ve tekrar eden olaylar arasında bağlantılar kurmaya doğal olarak eğilimlidir. Bir kişiyle beklenmedik şekilde birkaç kez karşılaşmak, aynı ilgi alanlarına sahip olduğunuzu fark etmek ya da sürekli benzer ortamlarda bulunmak çoğu zaman kaderin şansın veya güçlü bir uyumun işareti gibi algılanabilir. Ancak manipülasyon teknikleri arasında oldukça az bilinen yöntemlerden biri olan sahte tesadüflerle güven inşa etme, tam da bu psikolojik eğilimi hedef alır. Manipülatör, yaşanan karşılaşmaların ve benzerliklerin doğal görünmesini sağlayarak karşı tarafın bilinçaltında Bu kişiye güvenebilirim. düşüncesini oluşturmayı amaçlar. Bu yöntemde manipülatör, olayların tamamen rastlantısal gerçekleştiği izlenimini verirken aslında birçok detayı önceden planlamış olabilir. Örneğin sık gittiğiniz kafeye sizden önce gitmesi aynı etkinliklere katılması, sosyal medya paylaşımlarınızı takip ederek ilgi alanlarınızı öğrenmesi ya da ortak tanıdıklar üzerinden sizinle ilgili bilgiler edinmesi dışarıdan bakıldığında tamamen tesadüf gibi görünür. Oysa bu karşılaşmaların önemli bir kısmı bilinçli olarak hazırlanmış olabilir ve amaç, güven duygusunu doğal yollarla oluşmuş gibi hissettirmektir.
İnsan beyni tekrar eden karşılaşmaları güvenilirlik göstergesi olarak değerlendirme eğilimindedir. Psikolojide buna maruz kalma etkisi (mere exposure effect) adı verilen bir olgu eşlik eder. Bir yüzü, bir sesi ya da bir kişiyi ne kadar sık görürsek, onu o kadar tanıdık ve güvenilir hissetmeye başlarız. Manipülatörler bu psikolojik eğilimi sezgisel ya da bilinçli şekilde kullanarak, kendilerini hayatınıza yavaş yavaş ve doğal görünüm altında yerleştirebilirler. Sahte tesadüflerin en dikkat çekici özelliklerinden biri, karşı tarafın özel ilgi alanlarını olağanüstü derecede paylaşır gibi görünmesidir. Örneğin sizin sevdiğiniz yazarı tesadüfen o da seviyordur, yıllardır gitmek istediğiniz ülkeye gitmeyi planlıyordur, çocukluk anılarınızla benzer hikayeler anlatıyordur ya da en sevdiğiniz müzik grubunu yeni keşfettiğini söyler. Gerçek hayatta insanların ortak yönleri elbette olabilir, ancak manipülasyon söz konusu olduğunda bu benzerliklerin sayısı olağan seviyenin çok üzerine çıkabilir ve neredeyse ruh eşi hissi oluşturacak kadar kusursuz görünmeye başlayabilir.
Bu stratejide manipülatör, güveni hızlıca kazanmak yerine sabırla inşa eder. İlk aşamada yalnızca tanıdık bir yüz olur, ardından ortak ilgi alanları ortaya çıkar, daha sonra küçük yardımlar ve destekler gelir. Bütün bu süreç, karşı tarafın zihninde. Bu kişi zaten hep hayatımdaymış gibi. düşüncesini oluşturur. Güven duygusu böylece mantıklı bir değerlendirme sonucu değil, tekrar eden olumlu deneyimlerin oluşturduğu duygusal bir alışkanlık sayesinde gelişmeye başlar. Manipülatörler bazen ortak arkadaşları da bu stratejinin bir parçası haline getirebilir. Daha önce sizinle ilgili öğrendiği bilgileri, sanki ilk kez duyuyormuş gibi kullanabilir veya ortak çevreler oluşturarak ilişkinin doğal ilerlediği izlenimini verebilir. Böylece siz, aranızdaki bağın kendiliğinden geliştiğine inanırken aslında birçok ayrıntı önceden planlanmış olabilir.
Sosyal medya, bu tekniğin uygulanmasını geçmişe göre çok daha kolay hale getirmiştir. Paylaşılan fotoğraflar, beğeniler, konum etiketleri, hobiler müzik listeleri ve yorumlar sayesinde insanlar hakkında büyük miktarda bilgi edinmek mümkündür. Manipülatör bu bilgileri kullanarak sizin sevdiğiniz şeyleri tesadüfen seviyormuş gibi davranabilir, aynı mekanlarda bulunabilir veya ilginizi çekecek konuları sanki kendiliğinden açıyormuş izlenimi oluşturabilir. Karşı taraf ise bu benzerlikleri gerçek karakter uyumu sanabilir. Bu yöntemin en güçlü taraflarından biri mağdurun çoğu zaman manipüle edildiğini fark etmemesidir. Çünkü ortada açık bir baskı, tehdit ya da yalan görünmez. Aksine yaşanan her olay son derece doğal ve sıradan görünmektedir. İnsan zihni de doğal görünen olayları sorgulama konusunda oldukça isteksiz davranır. Böylece manipülatör, güveni fark edilmeden inşa ederken karşı taraf kendi kararlarını özgürce verdiğine inanmaya devam eder.
Uzmanlar, gerçek güven ile planlanmış yakınlık arasında önemli bir fark olduğuna dikkat çeker. Sağlıklı ilişkilerde ortak yönler zaman içinde keşfedilir ve farklılıklar da doğal biçimde kabul edilir. Manipülatif ilişkilerde ise benzerlikler çoğu zaman olağanüstü fazladır karşı taraf sürekli sizi onaylar, sizi şaşırtacak kadar aynı fikirde görünür ve ilişkinin başında beklenmeyecek düzeyde güçlü bir uyum hissi oluşturmaya çalışır. Bu kadar kusursuz görünen bir tablo bazen doğal bir uyumdan çok, dikkatle hazırlanmış bir stratejinin sonucu olabilir. Elbette sık karşılaşmalar, ortak ilgi alanları veya benzer yaşam deneyimleri tek başına manipülasyon anlamına gelmez. İnsanlar gerçekten de aynı çevrelerde bulunabilir, benzer zevklere sahip olabilir ve güçlü bağlar kurabilirler. Ancak güvenin yalnızca bu tesadüflere dayanması yerine, zaman içinde tutarlı davranışlar dürüstlük, karşılıklı saygı ve sınırların korunmasıyla desteklenmesi gerekir. Gerçek güven planlanmış rastlantılarla değil, uzun vadede sergilenen samimi ve tutarlı davranışlarla oluşur.
Sahte tesadüflerle güven inşa etme tekniği, manipülasyon dünyasının en sessiz ve en zor fark edilen yöntemlerinden biridir. Çünkü bu strateji korkuya ya da baskıya değil, insan beyninin tanıdıklık hissine duyduğu doğal güvene dayanır. Tam da bu nedenle, bir ilişkinin sağlıklı olup olmadığını değerlendirirken yalnızca Ne kadar çok ortak noktamız var sorusunu değil, aynı zamanda Bu kişi zaman içinde davranışlarıyla gerçekten güven veriyor mu sorusunu da sormak büyük önem taşır. Güveni belirleyen şey tesadüflerin sayısı değil karakterin zaman içinde gösterdiği tutarlılıktır.