Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Kararı Ne Anlatıyor?
Miras hukukunda en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, halk arasında mirasçılardan mal kaçırma olarak bilinen muris muvazaası davalarıdır. Bu tür davalarda miras bırakan kişi, gerçekte bağışlamak istediği taşınmazı tapuda satış ya da başka bir hukuki işlem gibi göstererek belirli mirasçılara devretmekte ve diğer mirasçıların miras hakkını azaltmaya çalışmaktadır. Türk hukukunda bu durum, muris muvazaası olarak adlandırılır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/533 Esas, 2021/1189 Karar sayılı ilamı da bu konuya ilişkin önemli değerlendirmeler içermektedir. Kararda, görünürde yapılan işlemin, ölünceye kadar bakma sözleşmesi olarak düzenlenmiş olmasının tek başına işlemi geçerli hale getirmeyeceği vurgulanmıştır. Mahkemeler, sözleşmenin adından çok tarafların gerçek iradesini araştırmak zorundadır.
Miras bırakan kişi gerçekten bakım hizmeti almak amacıyla mı taşınmazını devretmiştir, yoksa asıl amacı diğer mirasçıları mirastan mahrum bırakmak mıdır? Eğer amaç bakım karşılığı bir devir değil de gizli bir bağış ise, yapılan işlem muris muvazaası kapsamında değerlendirilebilir. Yargıtay, bu noktada murisin yaşı, sağlık durumu, ekonomik koşulları, bakım ihtiyacının bulunup bulunmadığı ve taraflar arasındaki ilişkiyi birlikte incelemektedir.
Hukuk Genel Kurulu'nun yaklaşımına göre, ölünceye kadar bakma sözleşmeleri kural olarak geçerli ve ivazlı sözleşmelerdir. Ancak sözleşme sadece görünüşte yapılmışsa, bakım yükümlülüğü gerçekte yerine getirilmiyorsa veya tarafların asıl amacı bağışı gizlemekse, işlem muvazaalı kabul edilebilir. Bu durumda diğer mirasçılar tapu iptali ve tescil davası açma hakkına sahip olurlar.
Muris muvazaası davalarında en önemli unsur, miras bırakanın gerçek iradesinin ortaya çıkarılmasıdır. Yargıtay yerleşik içtihatlarında, satış bedeli ile gerçek değer arasındaki farkı, tarafların ekonomik durumunu, aile içi ilişkileri ve devrin yapıldığı koşulları birlikte değerlendirmektedir. Tek bir olgu çoğu zaman yeterli görülmez, bütün deliller bir arada incelenir.
Bir taşınmazın tapuda hangi işlem türüyle devredildiğinden çok, o işlemin arkasındaki gerçek amaç önemlidir. Eğer amaç diğer mirasçıların haklarını ortadan kaldırmak veya azaltmaksa, görünürdeki sözleşme ne kadar hukuka uygun görünürse görünsün, mahkemeler işlemi muris muvazaası kapsamında değerlendirebilir. Bu nedenle miras hukukunda şekilden çok irade ve gerçek ekonomik ilişki belirleyici olmaya devam etmektedir.