Komplo teorisyenlerine göre insanlık tarihi yalnızca kitaplarda yazılanlardan ibaret değildir çünkü onların iddialarına göre bazı kurumlar ve bazı gizli araştırma grupları geçmişi gerçekten görebilen teknolojiler üzerinde yıllardır çalışmış ve bu çalışmaların en dikkat çekici örneklerinden biri Chronovisor adı verilen gizemli bir cihazdır. Bu iddiaya göre kronovizör, sıradan bir bilimsel deneyin ürünü değildir aksine evrende meydana gelen her olayın uzay zaman dokusunda bıraktığı elektromanyetik izleri yakalayabilen, yani bir anlamda geçmişte yaşanmış görüntüleri ve sesleri yeniden ortaya çıkarabilen son derece karmaşık bir teknolojidir ve eğer gerçekten var olsaydı insanlık tarihinin en büyük sırlarını bir anda açığa çıkarabilecek güce sahip olurdu.
Komplo teorisyenlerinin anlatımına göre kronovizör fikri ilk olarak 20. yüzyılın ortalarında ortaya çıkmıştır ve bu hikayenin merkezinde İtalyan rahip, müzikolog ve araştırmacı olan Pellegrino Ernetti bulunmaktadır çünkü Ernetti’nin bazı açıklamalarına göre kendisi farklı alanlardan bilim insanlarının yer aldığı gizli bir araştırma grubunun içinde bulunmuş ve bu ekip geçmişte yaşanan olayları görüntüleyebilen deneysel bir cihaz geliştirmeyi başarmıştır. Bu anlatıya göre kronovizörün çalışma prensibi oldukça sıra dışıdır çünkü teoriye göre evrende gerçekleşen hiçbir olay tamamen kaybolmaz, her hareket, her ses ve her görüntü uzay zaman dokusunda bir tür enerji izi bırakır ve eğer bu izler doğru frekans aralıklarında yakalanabilirse geçmişte yaşanan sahneler tekrar görüntülenebilir yani kronovizör aslında zamanın kendisini geri sarmaktan ziyade geçmişte bırakılmış enerji izlerini yeniden okumaya çalışan bir tür zaman teleskobu gibi çalışmaktadır.
Komplo teorisyenleri kronovizörün geliştirilmesinde yalnızca din adamlarının değil aynı zamanda fizik ve mühendislik alanında çalışan bazı önemli bilim insanlarının da yer aldığını öne sürmektedir ve bu iddialar arasında zaman zaman atom fiziği alanındaki çalışmalarıyla tanınan ünlü bilim insanı Enrico Fermi gibi isimlerin dolaylı şekilde bu projeye katkıda bulunduğu da ileri sürülür ancak bu tür iddiaların hiçbirinin resmi olarak doğrulanmadığını da belirtmek gerekir. Kronovizör hikayesinin en dikkat çekici kısmı ise cihazın kullanıldığı iddia edilen bazı sahnelerle ilgilidir çünkü Ernetti’nin bazı açıklamalarına göre bu cihaz aracılığıyla antik Roma döneminde sahnelenmiş tiyatro oyunları izlenmiş, eski çağlarda yapılan bazı dini törenler gözlemlenmiş ve hatta bazı anlatımlara göre Roma İmparatorluğu dönemindeki siyasi olayların görüntüleri bile elde edilmiştir.
Bu iddialar arasında en çok tartışılan ve en çok dikkat çeken anlatım ise kronovizörün tarihin en önemli dini olaylarından birini görüntülediği yönündedir çünkü bazı komplo teorisyenleri bu cihaz sayesinde İsa’nın çarmıha gerilme sahnesinin bile izlenmiş olabileceğini ileri sürer ve bu iddia yıllardır hem dini çevrelerde hem de tarih araştırmacıları arasında büyük tartışmalara neden olmuştur. Kronovizör efsanesini daha da gizemli hale getiren unsur ise cihazın daha sonra ortadan kaybolduğu yönündeki iddialardır çünkü bazı komplo teorisyenlerine göre bu teknoloji insanlık için fazlasıyla tehlikeli bulunmuş ve bu nedenle gizli tutulmasına karar verilmiştir.
Bu iddialara göre kronovizörün kontrolsüz şekilde kullanılması durumunda geçmişte yaşanan tüm olayların ortaya çıkması mümkün olabilir ve bu durum yalnızca tarih kitaplarını değil aynı zamanda siyasi dengeleri, dini anlatıları ve hatta uluslararası ilişkileri bile değiştirebilecek kadar büyük sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden bazı komplo teorisyenleri kronovizörün daha sonra gizli arşivlerde saklandığını ve özellikle Vatican gibi güçlü kurumların bu teknolojinin kontrol altında tutulmasını istediğini ileri sürmektedir çünkü onlara göre geçmişi doğrudan görebilme gücü insanlık için hem büyüleyici hem de tehlikeli bir bilgi kaynağı olabilir.
Bilim dünyası ise kronovizör hikayesine oldukça temkinli yaklaşmaktadır çünkü modern fizik açısından bakıldığında geçmişteki görüntü ve seslerin milyonlarca yıl boyunca evrende korunması ve daha sonra yeniden yakalanabilmesi oldukça zor görünmektedir ve bugüne kadar kronovizörün gerçekten var olduğunu kanıtlayan teknik belgeler, çalışan bir prototip ya da bağımsız bilimsel deneyler ortaya konulamamıştır.
Buna rağmen kronovizör hikayesi tamamen unutulmuş bir efsane değildir çünkü insanlığın geçmişi görme arzusu, tarihin en eski meraklarından biridir ve insanlar her zaman piramitlerin nasıl inşa edildiğini, kayıp uygarlıkların gerçekten var olup olmadığını ya da tarihte anlatılan bazı büyük olayların gerçekte nasıl gerçekleştiğini doğrudan görebilmeyi hayal etmiştir.
Eğer gerçekten kronovizör gibi bir cihaz var olsaydı insanlık tarihinin en büyük gizemleri bir anda çözülürdü çünkü Göbekli Tepe’nin nasıl inşa edildiği, antik piramitlerin hangi tekniklerle yapıldığı, kayıp şehirlerin gerçekten var olup olmadığı ya da tarihin en büyük savaşlarında gerçekte neler yaşandığı doğrudan izlenebilir hale gelirdi. İşte bu yüzden kronovizör hikayesi doğrulanmış bir teknoloji olmasa bile insanlığın hayal gücünü besleyen en ilginç gizemlerden biri olarak varlığını sürdürmeye devam etmektedir çünkü geçmişi gerçekten görebilme fikri, tarihin karanlık sayfalarını açabilecek en güçlü anahtarlardan biri gibi görünmektedir.