Naram-Sin, MÖ yaklaşık 2254–2218 yılları arasında hüküm sürmüş, Akkad İmparatorluğu’nun en güçlü krallarından biri ve Sargon’un torunu olarak bilinen, yalnızca fetihleriyle değil iktidarı algılama biçimiyle de tarih yazmış bir hükümdardır. Mezopotamya’da ilk kez bir kralın kendini tanrı ilan etmesi gibi radikal bir adımı atarak siyaseti ilahi meşruiyetle birleştirmiş, böylece krallığı yalnızca dünyevi bir görev olmaktan çıkarıp kozmik bir düzene bağlamaya çalışmıştır.
Onu simgeleştiren en meşhur eser, bugün Louvre’da bulunan Zafer Steli’dir. Bu kabartmada Naram-Sin, boynuzlu miğfer takarak tanrılara özgü bir ikonografiyle dağın zirvesine doğru ilerlerken betimlenir, düşmanları ayaklarının altındadır ve bu kompozisyon, Mezopotamya sanatında ilk kez kralı tanrılarla aynı hiyerarşik düzlemde konumlandırır, mesaj nettir; zafer yalnızca askeri değil, kaderin ve kozmik düzenin onayıdır.
Askeri açıdan bakıldığında Naram-Sin, Lullubiler, Subartular ve Elamlılar üzerine yürüttüğü seferlerle imparatorluğu zirveye taşımış, ticaret yollarını güvence altına almış ve merkezi otoriteyi güçlendirmiştir. Ancak bu büyümenin bedeli de olmuştur, çünkü artan vergi ve zorunlu hizmetler, özellikle şehir-devlet geleneklerine alışkın halklar arasında huzursuzluk yaratmış, bu da ilerleyen yıllarda iç isyanların tohumlarını ekmiştir.
Onun dönemini ilginç kılan bir başka nokta da “Akkad’ın Laneti” olarak bilinen metinlerde Naram-Sin’in tanrıları kızdıran kibriyle ilişkilendirilmesidir. Bu anlatılara göre tanrısal düzene meydan okuyan kral, sonunda kıtlık ve yıkımla cezalandırılmıştır ki bu, Mezopotamya düşüncesinde gücün sınırı ve ilahi denge fikrinin ne kadar merkezi olduğunu gösterir.
Kısacası Naram-Sin, yalnızca fetheden bir hükümdar değil, iktidarın ne olduğu, nerede başlayıp nerede bitmesi gerektiği sorusunu tarihe bırakan bir figürdür. Bir yanda imparatorluğu zirveye taşıyan askeri deha, diğer yanda tanrısallık iddiasıyla düzeni zorlayan bir kral olarak, bugün bile güç ne zaman meşru olur, ne zaman felakete dönüşür?” sorusunu sorduran nadir isimlerden biridir.