Kara kedi bu kez yalnızca durmuyordu; sanki zaman onun etrafında yavaşlıyor, sokak lambasının titrek ışığı bile ne yapacağını bilemez halde kararsız kalıyor, gecenin içinden geçen herkes farkında olmadan adımlarını kısaltıyor, çünkü bazı varlıklar vardır ki yürüdüğünde değil, durduğunda insanın içini huzursuz eder ve o kedi tam da bunu yapıyordu. Gözleri, bir hayvanın bakışı olmaktan çıkmıştı; o bakışta ne açlık vardı ne korku, yalnızca uzun süredir gömülü kalmış hatıraların yüzeye çıkarken çıkardığı o tanıdık baskı hissi vardı, hani insan bazı anlarda nedensizce kalbinin sıkıştığını hisseder ya, işte o sıkışma bu kedinin gözlerinde bir karşılık bulmuş gibiydi.
İnsanlar ona baktıklarında bir suçun adını hatırlamıyorlardı, çünkü gerçek günahlar isim taşımazdı; onlar daha çok yarım bırakılmış cümleler, söylenmemiş özürler, bilinçli olarak görmezden gelinmiş gerçekler ve “sonra konuşuruz” diye ertelenmiş yüzleşmeler şeklinde yaşardı ve kara kedi tam olarak bu ertelenmiş anların içinden çıkıp gelmişti. Bir adam durdu, farkında olmadan; yıllar önce verdiği bir sözün tutulmadığını, o sözü verirken bile içinden bunun gerçekleşmeyeceğini bildiğini, ama yine de karşısındakinin gözlerine bakarak yalanı gerçeğin kılığına soktuğunu hatırladı ve o an kara kedi gözlerini bir an bile kırpmadan ona baktı, çünkü bazı yalanlar unutulmaz, sadece sessizleşir.
Bir kadın geçip gitti; omuzları düşüktü, yüzünde yıllardır taşınan bir kabulleniş vardı ve kara kediyi gördüğünde kalbi hızlandı, çünkü terk ettiği bir duygunun, vazgeçtiği bir cesaretin ve “ben böyleyim” diyerek üstünü örttüğü korkuların hepsi bir anlığına geri dönmüş, içini sızlatmıştı; kara kedi onun ardından bakmadı bile, çünkü bazı yüzleşmeler bakış istemez, hisle tamamlanır. Kara kedi, günahları yargılamıyordu; çünkü onun işi cezalandırmak değildi, hatırlatmaktı ve insan için en ağır yük ceza değil, farkındalıktı; insan başına geleni kabullenir ama kendi yaptığını kabullenmekte zorlanır, işte bu yüzden kara kedi geceleri ortaya çıkıyor, kalabalığın içinden sessizce geçiyor ve kimsenin istemediği soruyu kelimesizce soruyordu: “Bunu gerçekten unuttuğunu mu sanıyorsun”
Ve belki de bu yüzden, o sokakta yürüyen herkes, kara kedi ortadan kaybolduktan sonra bile huzursuzluğunu üzerinden atamıyor, çünkü bazı varlıklar giderken iz bırakmaz ama insanın içindeki karanlık kapıyı aralık bırakır; içeri giren şey bir hayvan değildir artık, bastırılmış hakikatlerdir. Kara kedi, geceyle birlikte eriyip gittiğinde sokak yeniden sıradan görünüyordu, ama o geceden sonra kimse o sokağı eskisi gibi geçemedi; çünkü hatırlanan günahlar bağırmaz, konuşmaz, yalnızca insanın içine yerleşir ve orada kalır.
Ve kara kedi, işte tam da bunun için vardı.