Kalp hastalıkları dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en yaygın ölüm nedenlerinden biridir ve bu nedenle koruyucu sağlık stratejileri yaşam kalitesini artırmanın anahtarı haline gelmiştir. Klinik kardiyologların güncel yaklaşımlarına göre, etkili kalp koruması yalnızca geleneksel risk faktörlerine (örneğin kolesterol seviyeleri veya tansiyon) odaklanmakla sınırlı kalmamalı, aynı zamanda düşünülmeyen günlük alışkanlıkları da kapsamalıdır.
Bir grup kardiyolog, klasik kalp sağlığı önerilerinin ötesine geçen, biraz beklenmedik ancak bilimsel olarak desteklenen altı yaşam tarzı değişikliğini vurguluyor. Bunların başında dengeli ve anti-inflamatuar bir beslenme düzeni geliyor. Özellikle Akdeniz benzeri diyetin, bol sebze-meyve, tam tahıllar, baklagiller ve omega-3 açısından zengin balık gibi gıdaların düzenli tüketimiyle koroner kalp hastalığı riskini önemli ölçüde azaltabileceği belirtiliyor. Bu beslenme biçimi, kolesterolü iyileştirmenin yanı sıra antioksidan kapasiteyi artırarak damar sağlığını destekler.
İkinci olarak sosyal ilişkiler ve stres yönetimi kalp sağlığında önemli rol oynuyor. İnsan bağları sadece ruh sağlığını iyileştirmekle kalmaz, kronik stresin neden olduğu inflamasyon ve yüksek kan basıncı gibi kalp hastalığı risk faktörlerini de azaltır. Arkadaşlarla yüz yüze etkileşimler, hobi gruplarına katılım veya aile bağlarının güçlendirilmesi, stres hormonlarının seviyelerini düşürmeye yardımcı olabilir.
Düzenli fiziksel aktivite, özellikle haftalık en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz, kalp kasını güçlendirir, kan basıncını düşürür ve glikoz metabolizmasını iyileştirir. Burada önemli olan sadece yoğun spor salonu seansları değil, günlük yürüyüşler, merdiven çıkma, bahçe işleri gibi alışkanlıklar da toplamda kalp sağlığını destekleyen önemli katkılar sağlar.
Bir diğer önemli faktör alkol tüketimi ve tansiyon takibidir. Aşırı alkol alımı kronik inflamasyonu artırabilir ve uyku kalitesini bozarak kalp üzerindeki yükü artırabilir. Aynı şekilde yüksek tansiyon çoğu zaman belirgin bir belirti vermeden organlara zarar verebilir. Bu nedenle düzenli ölçümler ve gerekirse tıbbi müdahale kalp krizi ve inme riskini azaltmada kritik öneme sahiptir.
Son olarak, stresle başa çıkma teknikleri (örneğin günlük nefes egzersizleri, meditasyon, doğa yürüyüşleri) hipertansiyonun kontrolünde ve genel kardiyovasküler direncin artırılmasında etkilidir. Kronik stres, kortizol gibi hormonların sürekli yüksek kalmasına neden olur ki bunun da kalp hastalığı riskini artırdığı uzun zamandır bilinmektedir.
Bu yaklaşım, kardiyoloji biliminin artık sadece kolesterol-tansiyon merkezli olmadığını, yaşam tarzı, ruhsal denge ve sosyal bağların kalp sağlığı ile nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyuyor. Küçük, sürdürülebilir alışkanlık değişiklikleri bile uzun vadede kalp sağlığı üzerinde dramatik etkiler yaratabilir.
Kaynak; https://www.prevention.com/