Kaçtığını Sandığın Yıkım Sana Ait [ 29 Ocak 2026 ]


Kaçtığını Sandığın Yıkım Sana Ait

Ghost yapanların vicdanı yaşıyor mu diye sorulduğunda, cevap tek bir kelimeye sığmaz; çünkü ghostlamak çoğu zaman bir rahatlama anıdır ama o rahatlama, insanın iç dünyasında sessizce kurulan daha büyük bir mahkemenin sadece ertelemesidir. İlk anda kaçış vardır, yükten kurtulma hissi vardır, mesaj atmamanın, açıklama yapmamanın, yüzleşmemenin verdiği geçici hafiflik vardır; insan kendini aklar, “zaten anlamazdı”, “zamanla unutur”, “benim sorumluluğum değil” diyerek vicdanına kısa süreli bir anestezi uygular.

Ama mesele şudur: ghostlayınca geride bırakıldığını sandığı yıkım başkasında kalmaz, yalnızca yön değiştirir. O yıkım, bir süre sonra kendi içine doğru yürür. Çünkü yarım bırakılan her bağ, söylenmeyen her cümle, kaçılan her yüzleşme zihinde eksik bir dosya gibi açık kalır; kapanmaz, unutulmaz, sadece sessizleşir. Çoğu ghostlayan geri döneceğini sanır. Bir gün canı isterse, bir gün yalnız kalırsa, bir gün “aslında o da beni seviyordu” diye düşünürse kapının hala aralık olacağını zanneder. Ama hayat öyle çalışmaz. İnsanlar beklerken büyür, kırılırken güçlenir, suskunlukta kendi sesini bulur ve bir noktadan sonra kapılar kilitlenmez… sadece anlamını yitirir.

Asıl vicdan yükü de tam burada başlar. Çünkü karşısındaki artık yoktur ama onun yerine hatıralar vardır; yarım kalmış bir bağın hayaleti, gecenin bir yerinde ansızın gelen “acaba”lar, başka insanlara yönelirken hissedilen açıklanamayan bir eksiklik. Ghostlayan kişi çoğu zaman yalnızca başkasını değil, kendi cesaretini de terk etmiştir. Ve işin en ironik tarafı şudur: Ghostlayanlar genelde güçlü olduklarını düşünür ama asıl güç, kalıp konuşabilmekte, bitişi bile insanca yaşayabilmektedir. Kaçış rahatlatır ama iyileştirmez. Sessizlik korur gibi yapar ama içten içe aşındırır. Sonuçta geri gelirler mi. Hayır. Çünkü geri dönmek için önce neden gittiklerini kabul etmek gerekir. Ve çoğu insan, kendi korkusuyla yüzleşmektense, bir başkasının hayatından sessizce silinmeyi tercih eder.