İnsan sandığının aksine yalnızca yaş alarak büyümez. Takvimler ilerledikçe saçlara düşen aklar, yüzümüzde beliren çizgiler ya da kutlanan doğum günleri insanı otomatik olarak olgunlaştırmaz. Çünkü yaş, sadece zamanın geçtiğini gösterir, büyümek ise zamanın içinden ne kadar şey öğrenebildiğimizle ilgilidir. Bu yüzden bazen kırk yaşındaki bir insanın düşünceleri hala çocukça kalabilirken, hayatın sert rüzgarlarına erken maruz kalmış yirmi yaşındaki bir genç çok daha derin bir bakış açısına sahip olabilir.
Deneyim, insanın en sessiz öğretmenidir. Hiçbir kitap bir kaybın öğrettiğini tam olarak anlatamaz. Hiçbir okul bir vedanın, bir başarısızlığın, bir özlemin ya da yeniden ayağa kalkmanın verdiği bilgeliği veremez. İnsan bazen bir gecede yıllarca büyür. Bazen tek bir olay, yılların yapamadığını yapar ve dünyaya bakışını tamamen değiştirir. Çünkü gerçek olgunluk, başımıza gelen olayların sayısında değil, o olaylardan çıkardığımız anlamda saklıdır.
Hayatın içinde bazı insanlar vardır, uzun yıllar yaşamışlardır ama hiç sorgulamamışlardır. Hep aynı düşüncelerin içinde dolaşmış, aynı yollardan geçmiş, aynı korkulara tutunmuşlardır. Onların yaşları büyür fakat dünyaları büyümez. Buna karşılık bazı insanlar vardır ki merak eder, düşer, yanılır, yeniden dener, kaybeder, sever, affeder ve öğrenir. İşte onların yaşı değil, ufukları genişler. Çünkü insanı büyüten şey zamanın kendisi değil, zamanın ona dokundurduğu tecrübelerdir.
Belki de bu yüzden insanları doğum tarihlerine göre değil, taşıdıkları hikayelere göre değerlendirmek gerekir. Her yüzün arkasında görünmeyen mücadeleler, bilinmeyen kayıplar ve sessizce kazanılmış savaşlar vardır. Kimi insanlar kısa bir ömre çok fazla hayat sığdırır, kimi insanlar ise uzun bir ömrü aynı günün tekrarı gibi yaşar. Bu nedenle gerçek yaş, nüfus cüzdanında yazan rakam değildir. İnsanın gördüğü, hissettiği, öğrendiği ve bütün bunlardan sonra içinde büyütebildiği bilgeliktir.
Sonunda hepimiz yaş alacağız. Bu kaçınılmazdır. Fakat büyümek başka bir seçimdir. Çünkü büyümek, yılların omuzlara yüklediği ağırlığı taşımak değil, o ağırlığın altında ezilmeden kendini tanıyabilmektir. İnsan yaşla değil, yaşadıklarıyla büyür. Bazen bir ömre sığmayan olgunluk, bir insanın birkaç yıl içinde edindiği tecrübelerde saklı olabilir.