İlişkide Ten Uyumu Nedir, Neden Bu Kadar Belirleyicidir?
Ten uyumu, çoğu zaman kelimelerle tarif edilemeyen ama yokluğu hemen hissedilen bir şeydir. İki insanın yan yana geldiğinde rahatlayabilmesi, temasın zorlamadan akması, dokunmanın bir görev değil doğal bir refleks gibi yaşanmasıyla ilgilidir ve bu uyum yalnızca cinsellikle sınırlı değildir, gündelik hayatta yan yana otururken, el ele yürürken ya da sessizce aynı ortamı paylaşırken bile kendini belli eder.
Bilimsel tarafta bakıldığında ten uyumu, koku algısı, hormonlar ve sinir sistemi tepkileriyle doğrudan ilişkilidir. Özellikle feromonlar ve oksitosin salgısı, birine dokunduğumuzda bedenin güvende miyim, sorusuna verdiği otomatik cevabı şekillendirir ve bu cevap olumluysa, temas zihni sakinleştirir, olumsuzsa en küçük yakınlık bile rahatsız edici hale gelebilir.
Psikolojik açıdan ise ten uyumu, sınırların ne kadar iyi okunduğuyla bağlantılıdır. Dokunmanın zamanını, şeklini ve dozunu sezebilmek, karşı tarafın beden dilini doğru okuyabilmek ve temasın bir talep değil, bir paylaşım olduğunu hissettirmek bu uyumu güçlendirir, çünkü beden, zorlanan hiçbir şeye uzun süre açık kalmaz.
Ten uyumu olmayan ilişkiler her zaman sevgisiz değildir, bazen zihinsel, duygusal hatta entelektüel uyum çok yüksekken beden aynı ritmi yakalayamaz ve bu durum zamanla ilişki içinde görünmez bir mesafe yaratır, dokunmanın azalması, sarılmanın kısalması ya da temasın sadece belirli anlara sıkışması genellikle buradan başlar.
Öte yandan güçlü bir ten uyumu, ilişkideki sorunları sihirli şekilde çözmez ama bağ kurmayı kolaylaştırır, tartışma sonrası bir dokunuşun sakinleştirici etkisi, zor bir günün sonunda yan yana durmanın verdiği rahatlama ya da kelimeye gerek kalmadan anlaşıldığını hissettiren temas, ilişkinin dayanıklılığını artırır. Kısacası ten uyumu, çok dokunmak ya da hiç dokunmamak meselesi değil, iki bedenin aynı dili konuşup konuşamadığıdır. Bu dil yakalandığında temas yorucu değil besleyici olur, yakalanamadığında ise en güzel sözler bile bedende karşılık bulmakta zorlanır.