Hermes, Yunan mitolojisinin en hareketli, en kıvrak zekalı ve en çok yönlü tanrılarından biri olarak yalnızca tanrıların habercisi olmakla kalmaz aynı zamanda sınırların, geçişlerin, ticaretin, hırsızların, yolcuların, söz sanatının ve hatta ruhların rehberi olarak insan ile tanrı, yaşam ile ölüm düzen ile kaos arasındaki görünmez çizgilerde dolaşan sembolik bir figür haline gelir. Zeus ile Maia’nın oğlu olan Hermes’in hikayesi daha bebekken başlar çünkü doğduğu gün bile sıradan bir çocuk gibi davranmamış, beşiğinden çıkar çıkmaz üvey kardeşi Apollon’un sürülerini çalarak zekasını ve kurnazlığını ortaya koymuş, ardından kaplumbağa kabuğundan ilk liri yaparak hem müziğin hem de icadın sembolü haline gelmiştir bu olay, onun yalnızca hızlı değil aynı zamanda yaratıcı ve diplomatik bir karakter olduğunu da gösterir.
Hermes’in ayak bileklerinde kanatlı sandaletler, başında kanatlı şapka ve elinde iki yılanın dolandığı kadüse adı verilen asa bulunur bu semboller onun hem fiziksel hem metaforik hızını, bilgiyi taşıma gücünü ve karşıtlıkları uzlaştırma yeteneğini temsil eder, çünkü Hermes yalnızca mesaj iletmez, aynı zamanda çatışmaları yatıştırır, anlaşmazlıkları çözer ve iletişimin akışkanlığını sağlar. Onun en önemli rollerinden biri de psikopomp olarak adlandırılan, yani ölen ruhları yeraltı dünyasına götüren rehberlik görevidir bu yönüyle Hermes, ölüm korkusunun karanlığında bile bir geçiş enerjisi sunar ve yaşam ile ölüm arasında kesintisiz bir köprü kurar, bu da onu yalnızca neşeli ve şakacı bir figür olmaktan çıkarıp derin bir varoluş sembolüne dönüştürür.
Ticaretin ve pazarlığın tanrısı olarak Hermes, sözün gücünü temsil eder çünkü onun dünyasında kelimeler yalnızca iletişim aracı değil, aynı zamanda ikna, strateji ve dönüşüm aracıdır, bu yüzden tüccarlar, gezginler ve hatta hatipler onun koruması altına girer, çünkü Hermes aklın çevikliğini ve fırsatları görme yetisini simgeler. Roma mitolojisinde Merkür adıyla anılan bu tanrı, zamanla astrolojide de önemli bir sembole dönüşmüş, iletişim, zihin, öğrenme ve hızla ilişkilendirilmiş; hatta “Merkür retrosu” gibi kavramlarla modern kültürde bile etkisini sürdürmüştür, çünkü Hermes’in özü değişmez o hareketin, bilginin ve bağlantının enerjisidir.
Hermes’in karakteri aynı zamanda sınırları aşma cesaretini temsil eder o dağ yollarında, şehir kapılarında, limanlarda ve kavşaklarda bulunur, yani tam olarak arada olan yerlerde, çünkü o kesin çizgileri değil geçişleri sever ve insanlara şunu hatırlatır hayat durağan değil, akışkandır.
Onun hikayesi bize gücün her zaman kasla değil, bazen kelimeyle, zekayla ve hızla geldiğini gösterir. Hermes, savaş meydanında değil, zihnin kıvrımlarında kazanır ve bu yüzden mitolojideki en modern figürlerden biri olarak bugün bile canlılığını korur.