Shelby GT500 yalnızca bir otomobil değil, motor bloğunun içindeki patlamaların titreşimini direksiyon kolonundan sürücünün göğsüne kadar ileten, asfaltla kurduğu fiziksel teması sürücüsüne hissettiren, gaz pedalına her dokunuşta arka tekerlere aktardığı torkla adeta zemini buruşturan bir makinedir özellikle 1967 versiyonunda bulunan büyük hacimli V8 motorun ürettiği tork karakteri, yüksek devir çevirmekten çok alt devirlerde patlayıcı güç sunmasıyla bilinir ve bu da aracı düz hat hızlanmalarında son derece etkileyici, ani ivmelenmelerde ise sert ve kontrol gerektiren bir karaktere dönüştürür. Bu otomobilin dinamizmi yalnızca hız göstergesindeki rakamlarla ölçülmez kaputun altındaki hacimli motorun her gaz tepkisinde burnu hafifçe yukarı kaldırması, arka aksın yük transferiyle yere daha fazla basması ve arka lastiklerin asfaltla verdiği mücadele sürüşü salt bir ulaşım eylemi olmaktan çıkarıp fiziksel bir deneyime dönüştürür Shelby’nin hızlanması lineer değil, adeta bir kas hareketi gibi patlayıcıdır ve bu patlama hissi sürücünün kalp atışını hızlandırır.
Serilik konusunda Shelby GT500 modern spor otomobiller kadar rafine değildir çünkü o dönemin süspansiyon geometrisi, şasi sertliği ve ağırlık dağılımı günümüz teknolojisinden farklıdır, fakat bu ham karakter aslında aracın ruhunun bir parçasıdır direksiyon geri bildirimi doğrudan ve filtresizdir, viraja girerken ön tarafın ağırlığını, gazı açtığınızda arkanın hafifçe kaymaya meyilli oluşunu net şekilde hissedersiniz ve bu mekanik şeffaflık aracı sürülen değil kontrol edilen bir makine yapar. Karizma kısmına gelince Shelby GT500 park halindeyken bile hareket ediyormuş hissi veren nadir otomobillerdendir, uzun kaputu, agresif ızgarası, yan hava girişleri ve fastback arka tasarımıyla yalnızca bir tasarım ürünü değil Amerikan otomotiv kültürünün kaslı özgüveninin sembolüdür çalıştırıldığında çıkan o tok ve derin V8 homurtusu ise sadece duyulan bir ses değil çevredeki herkesin dikkatini üzerine çeken bir akustik imzadır.
Yanlama karakteri söz konusu olduğunda, GT500 arka tekerlekten çekişli yapısı ve yüksek tork üretimi sayesinde gaz tepkisiyle kontrollü kaymaya oldukça yatkındır özellikle geniş ve açık alanlarda direksiyon kontra hareketiyle birlikte arka aksı kontrollü biçimde kaydırmak mümkündür, fakat bu manevra sürücünün gaz dozajını iyi ayarlamasını ve ağırlık transferini doğru okumasını gerektirir, çünkü bu araç elektronik denge sistemlerinin koruyucu şemsiyesi altında değil, tamamen sürücünün becerisiyle şekillenen bir davranış sergiler. 360 derece dönüşlerde yani tam dairesel donut manevralarında, yüksek tork sayesinde arka lastikler kolayca patinaja düşer ve araç arka ekseni etrafında dönmeye başlar burada önemli olan, motor gücünün sürekliliğini korurken direksiyon açısını sabit tutmak ve gaz pedalını kontrollü biçimde sabit bir patinaj seviyesinde ayarlamaktır, aksi halde aracın ani tutuş kazanması dönüşün keskin şekilde sonlanmasına neden olabilir, ki bu da klasik kas otomobillerin öngörülebilir ama affetmeyen karakterinin tipik bir örneğidir.
Viraj performansında Shelby GT500 düz hat hızlanması kadar iddialı değildir, çünkü ağır ön burun yapısı ve dönemin süspansiyon sistemi yüksek hızda keskin virajlarda dikkatli olunmasını gerektirir ancak iyi ayarlanmış amortisörler, kaliteli lastikler ve sağlam bir şasi bakımıyla birlikte virajlarda stabil bir çizgi tutturmak mümkündür ve burada aracın gerçek keyfi, limitlerini hissederek sürmekten gelir, çünkü bu otomobil sürücüsüne her an mekanik geri bildirim sunar ve ne yaptığını saklamaz. Sağlamlık tarafında ise klasik Amerikan kas otomobillerinin kalın sac yapısı, basit ama dayanıklı mekanik bileşenleri ve nispeten az elektronik donanımı sayesinde doğru bakım ile uzun ömürlü bir kullanım sunar motor bloğunun sağlam yapısı, düzenli bakım yapıldığında yüksek kilometreleri kaldırabilecek kapasitededir ve bu da Shelby’yi sadece bir koleksiyon objesi değil, aynı zamanda aktif sürüş keyfi sunan bir klasik haline getirir.
Sonuç olarak Ford Mustang Shelby GT500, modern spor otomobiller gibi steril ve elektronik destekli bir performans makinesi değil, sürücüsünü sürecin merkezine koyan, hatayı da başarıyı da sahibine ait kılan, gücünü saklamayan ve karizmasını hızla değil varlığıyla hissettiren bir otomobildir o bir rakam değil, bir karakterdir ve direksiyon başına geçen kişiden saygı talep eder.