İnsanlık tarihi boyunca dünyanın belirli bölgelerinin diğer yerlerden farklı bir enerjiye sahip olduğuna inanılmıştır. Antik uygarlıklardan günümüz ezoterik topluluklarına kadar uzanan birçok gelenekte, bazı noktaların görünmeyen güçlerin kesişim alanları olduğu ve özellikle geceleri bu bölgelerde sıra dışı olayların yaşanabildiği anlatılmıştır. Bu noktalara zamanla enerji koridorları adı verilmiş ve onların fiziksel dünyanın ötesindeki alanlarla bağlantı kurduğu düşünülmüştür. Eski metinlerde enerji koridorları, gözle görülmeyen fakat hissedilebilen yollar olarak tarif edilir. Bu koridorların dünyanın derinliklerinden yükselen doğal enerjiler ile gökyüzünden gelen kozmik etkilerin birleştiği bölgelerde oluştuğuna inanılmıştır Özellikle dağ zirveleri, mağaralar, antik tapınaklar ve eski taş yapılar bu tür alanların bulunduğu yerler olarak kabul edilmiştir.
Bazı ezoterik öğretilere göre gündüz saatlerinde pasif durumda bulunan bu enerji hatları, gecenin belirli zamanlarında daha aktif hale gelir. Bunun nedeni olarak dünyanın elektromanyetik alanındaki değişimler, gökyüzündeki yıldız konumları ve insan zihninin gece saatlerinde farklı bilinç düzeylerine yaklaşması gösterilmiştir. Bu nedenle birçok kadim kültürde gece yarısından sonraki saatler, ruhsal çalışmalar ve meditasyonlar için özel kabul edilmiştir. Özellikle Mezopotamya, Mısır ve Anadolu'nun eski gizem okullarında, rahiplerin belirli gecelerde kutsal alanlarda toplandıkları ve enerji koridorlarının açıldığına inandıkları zaman dilimlerinde ritüeller gerçekleştirdikleri anlatılmaktadır. Bu törenlerin amacı doğaüstü güçler çağırmak değil, evrenin düzeniyle uyum kurmak ve daha yüksek bir farkındalık seviyesine ulaşmaktı.
Bazı araştırmacılar, dünyanın farklı bölgelerinde bulunan antik yapıların birbirleriyle olan şaşırtıcı hizalanmalarına dikkat çekmektedir Binlerce kilometre uzaklıktaki bazı tapınakların, taş çemberlerin ve kutsal alanların belirli göksel olaylarla aynı doğrultuda inşa edilmiş olması, eski toplumların görünmeyen enerji ağlarına ilişkin bilgi sahibi olabileceği yönündeki teorilerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Enerji koridorlarıyla ilgili en ilginç anlatımlardan biri, bu bölgelerde zaman algısının değişebildiği yönündeki iddialardır. Tarih boyunca bazı kişiler, belirli alanlarda saatlerin normalden farklı işlediğini hissettiklerini, kısa süre kaldıklarını düşündükleri halde uzun zaman geçtiğini fark ettiklerini veya tam tersini yaşadıklarını anlatmıştır. Her ne kadar bilimsel olarak doğrulanmış bir durum olmasa da, bu tür hikâyeler enerji koridorları efsanelerinin önemli bir parçası hâline gelmiştir.
Bazı ezoterik geleneklerde ise enerji koridorlarının fiziksel bir geçit değil, bilinçsel bir kapı olduğu düşünülmektedir. Bu görüşe göre açılan şey bir mekan değil, insan zihninin algılama kapasitesidir. Gece saatlerinde sessizliğin artması, dış uyaranların azalması ve insan zihninin daha içe dönük hale gelmesi nedeniyle kişiler normalde fark etmedikleri düşünce ve sezgileri deneyimleyebilirler. Orta Çağ'a ait bazı gizli metinlerde, enerji koridorlarının bulunduğuna inanılan alanların sembollerle işaretlendiği anlatılmaktadır. Spiral şekiller, iç içe geçmiş daireler, yıldız motifleri ve labirent desenleri bu alanlarla ilişkilendirilen en yaygın semboller arasında yer almıştır Bu sembollerin, enerjiyi yönlendirdiği veya koridorların yerini gösterdiği düşünülmüştür.
Dünyanın farklı bölgelerinde bulunan bazı mağaralar ve yeraltı yapıları da enerji koridorları efsaneleriyle ilişkilendirilmiştir. Yeraltının derinliklerinde bulunan sessiz odaların, insan zihnini farklı bir algı durumuna taşıdığına ve bu nedenle mistik deneyimlerin daha sık yaşandığına inanılmıştır. Bu tür yerler birçok kültürde kutsal kabul edilmiş ve sıradan insanların erişimine kapatılmıştır. Günümüzde bilim insanları enerji koridorları kavramını tarihi, kültürel ve psikolojik açıdan incelerken, ezoterik geleneklerle ilgilenen kişiler bu anlatıların ardında henüz tam olarak anlaşılamamış doğal olaylar olabileceğini düşünmektedir. Kesin olan tek şey, binlerce yıldır insanların gecenin sessiz saatlerinde görünmeyen bir şeylerin hareket ettiğine, dünyanın bazı bölgelerinde sıradan açıklamaların ötesine geçen bir atmosfer bulunduğuna inanmış olmalarıdır. Belki de enerji koridorlarının gerçek gizemi, onların gerçekten var olup olmamalarında değil, insanlığın bilinmeyene duyduğu sonsuz merakı ve keşfetme arzusunu yansıtmalarında saklıdır.