Kozmografya, evrenin yapısını betimlemeyi amaçlayan bilgi alanıdır. Gökyüzünde ne var, nerede var, nasıl bir düzen içinde var sorularına cevap arar ve bunu yaparken matematiksel kanıtlardan çok tasvir, sınıflandırma ve haritalama üzerinden ilerler.
Tarihsel olarak kozmografya, modern astronomiden ve kozmolojiden önce ortaya çıkmış, gök cisimlerini, takımyıldızları, gezegenleri, yıldız kürelerini ve bazen de yeryüzünü aynı bütünün parçaları gibi ele alan bir düşünme biçimi olmuştur. Antik Çağ’da ve Orta Çağ’da gök ile yer arasında keskin bir ayrım yapılmadığı için kozmografya hem gökyüzünü hem dünyayı kapsayan bütüncül bir evren tasviri sunmuştur.
Bilimsel yönü kadar felsefi ve kültürel bir boyutu da vardır. Kozmografya sadece, evren nasıldır sorusunu değil, dolaylı olarak insan evrenin neresindedir, sorusunu da gündeme getirir ve bu yüzden eski metinlerde mitoloji, din, sembolizm ve bilimsel gözlemler çoğu zaman iç içe geçer.
Astronomi gök cisimlerinin hareketlerini incelerken, kozmoloji evrenin kökenini, evrimini ve yasalarını araştırırken; kozmografya ise evreni, haritalar ve şemalar ile tasvir eder ve betimler. Kozmografya bağımsız bir bilim dalı olmaktan çok, bilim tarihi, coğrafya, astronomi tarihi ve felsefe içinde kullanılan bir kavramdır. Özellikle eski evren tasarımlarını, gök haritalarını ve insanlığın evreni anlama çabalarının zihinsel haritasını anlatmak için tercih edilir.