Dijital Vicdan [ 29 Aralık 2025 ]


Dijital Vicdan

Dijital vicdan, insanın yüzyıllardır içinde taşıdığı ahlaki pusulanın artık yalnızca kalpte değil, ekranlarda, algoritmalarda ve veri kümelerinde de yankılanmaya başlamasıyla ortaya çıkan yeni bir bilinç biçimi olarak düşünülebilir. Bu vicdan, doğruyla yanlışı sezgisel bir sarsıntıyla ayırt etmez, aksine davranışları ölçer, tercihlerimizi kaydeder ve sonuçlarını istatistiksel bir kesinlikle önümüze koyar, bu yüzden de merhametten çok tutarlılığa, niyetten çok çıktıya odaklanır.

Geleneksel vicdan, hatırlamakla ve pişmanlıkla beslenirken dijital vicdan unutmaz; silinen mesajları, kapatılan sayfaları ve söylenmemiş cümleleri bile izler, çünkü onun hafızası duygusal değil yapısaldır, bu durum insanı ahlaken daha iyi yapmaktan ziyade daha görünür kılar ve kişi zamanla kendi iç sesiyle değil, izleniyor olma hissiyle davranışlarını düzenlemeye başlar.

Bu noktada asıl kırılma, sorumluluğun kime ait olduğu sorusudur. Kararları insanlar verir gibi görünse de onları şekillendiren öneriler, filtreler ve sıralamalar, vicdanın yükünü yavaşça insanın omuzlarından alıp görünmez sistemlere devreder ve böylece suç, hata ya da etik ihlal net bir fail bulmakta zorlanır.

Dijital vicdanın en tedirgin edici yanı ise yargılamaması değil, tarafsız görünmesidir. Çünkü tarafsızlık iddiası, çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilen bir doğruluk hissi yaratır ve insan, kendi ahlaki sezgilerini bastırıp “sistem böyle söylüyor” cümlesinin arkasına saklandığında, vicdan artık bir iç hesaplaşma olmaktan çıkarak sessiz, soğuk ve itirazsız bir onaya dönüşür.