Bu soru basit bir damak zevki tartışması gibi görünse de aslında uyanma biçiminden gündelik ritme, coğrafyadan sınıfsal alışkanlıklara, popüler kültürden kişilik algısına kadar uzanan çok katmanlı bir kültür meselesidir. Çünkü bazı insanlar kahvesiz uyanamadığını söylerken bazıları için çaysız geçen bir gün eksik, yarım ve huzursuzdur.
Kahvesiz uyanamayanlar, genellikle sabahı bir başlangıç değil, bir reset anı olarak yaşayan insanlardır; kahve burada sadece kafein değil, zihni bir anda netleştiren, odaklanmayı hızlandıran, bireysel alanı başlatan bir araçtır ve özellikle modern şehir yaşamında, ofis kültüründe, yoğun tempolu işlerde ve bireyselliğin daha baskın olduğu toplumsal yapılarda kahve bir tür zihinsel anahtar işlevi görür.
Buna karşılık çaysız yapamayanlar için çay, bir başlangıçtan çok sürekliliktir; çay uykuyu sert biçimde bölmez, yavaş yavaş hayata karıştırır, günün içine yayılır ve çoğu zaman yalnız içilmez, sohbetle, beklemeyle, paylaşmayla anlam kazanır; bu yüzden çay kültürü, sabır, süreklilik ve birlikte vakit geçirme fikriyle daha iç içedir.
Tercih sebeplerinin biyolojik yanı kadar psikolojik ve kültürel boyutu da güçlüdür. Kahve daha keskin bir uyarıcıdır ve hızlı karar verme, yoğun dikkat gerektiren işlerde tercih edilirken, çay daha yumuşak bir etki sunar ve uzun süreli oturmalara, konuşmalara, düşünmeye eşlik eder, yani biri harekete geç derken diğeri burada kal hissi yaratır.
Kimler hangisini tercih eder? Genel eğilimlere bakıldığında kahve; büyük şehirlerde yaşayan, tek başına çalışan, bireysel üretimi yüksek, zamanı parçalara bölünmüş kişiler arasında daha yaygındır, çay ise aile yaşamının, esnaf kültürünün, mahalle ilişkilerinin ve kolektif zaman algısının güçlü olduğu çevrelerde daha baskındır; bu elbette kesin bir ayrım değildir ama kültürel harita bu yönde şekillenir.
Yemek kültürü ve coğrafyanın etkisi bu ayrımda belirleyicidir; Orta Doğu, Anadolu, Kafkasya ve Asya coğrafyasında çay, sofradan bağımsız düşünülmezken, Avrupa ve Amerika merkezli mutfak kültürlerinde kahve yemek sonrası ya da gün başlatıcı bir ritüel olarak öne çıkar; iklim de önemlidir, soğuk ve kapalı havalarda çayın sürekli içilebilir oluşu, sıcak bölgelerde ise kahvenin kısa ve yoğun yapısı daha işlevsel hâle gelir.
Popüler kültür bu tercihi daha da keskinleştirmiştir; kahve, dizilerde, filmlerde ve sosyal medyada üretkenliğin, modernliğin ve meşgul insan imajının sembolüne dönüşürken, çay daha az pazarlanan ama daha derin bir alışkanlık olarak varlığını sürdürür; kahve kupası bir kimlik beyanı olurken, çay bardağı çoğu zaman kimlik değil, hal anlatır.
Sonuçta çay mı kahve mi sorusu, hangisi daha iyi sorusundan çok insanın hayata nasıl girdiğiyle ilgilidir; hızlı mı başlamak ister, yoksa yavaş yavaş mı karışmak ister, yalnız mı uyanır yoksa birileriyle mi, gününü keskin çizgilerle mi yaşar yoksa akışa mı bırakır ve belki de bu yüzden bazıları kahvesiz uyanamazken, bazıları çaysız kendini hiç uyanmış saymaz. Peki siz hangisisiniz?