Kanada’nın kuzeybatısında, Nahanni Valley olarak bilinen ve halk arasında Başsızlar Vadisi diye anılan bu bölge, yalnızca coğrafi zorluğuyla değil, aynı zamanda yüzyılı aşkın süredir anlatılan esrarengiz kaybolma hikayeleriyle de dikkat çeker. Sarp dağlar, yoğun ormanlar ve ani hava değişimleriyle çevrili bu izole alan, özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren altın arayıcıları, kaşifler ve maceraperestler için bir cazibe merkezi olmuş, ancak buraya girenlerin bir kısmı bir daha asla geri dönememiştir.
En çok bilinen vakalardan biri, 1908 yılında vadide altın aramak için yola çıkan McLeod kardeşlerin hikayesidir. Yıllar sonra bulunan kalıntıları, kamp alanlarının yakınında ve başları olmadan keşfedilmiş, bu durum hem dönemin basınında hem de yerel halk arasında büyük bir korku yaratmış, olayın ardında vahşi hayvan saldırısı mı, insan eli mi yoksa bilinmeyen başka bir şey mi olduğu hiçbir zaman netlik kazanmamıştır. Bu olaydan sonra vadiye, Headless Valley yani başsızlar vadisi lakabı verilmiştir.
Benzer şekilde 1917’de altın arayıcısı Martin Jorgenson’un kulübesinin yanmış halde bulunması ve kendisinden geriye hiçbir iz kalmaması, 1940’lı yıllarda ise farklı keşif ekiplerinin bölgede kaybolması, Nahanni’nin yalnızca bir doğa zorluğu değil, aynı zamanda çözülemeyen olayların merkezi olduğunu düşündürmüştür. Bazı kayıtlarda donmuş cesetler, terk edilmiş kamp alanları ve yarım bırakılmış günlükler bulunmuş, ancak bu insanların son anlarında ne yaşadığına dair kesin bir açıklama getirilememiştir.
Yerel Dene people halkı ise bu bölge hakkında çok daha eski ve derin anlatılara sahiptir. Onların inancına göre vadide, Naha adı verilen, yabani ve saldırgan bir kabile yaşamış ve bu kabile zamanla ortadan kaybolmuş olsa da geride bıraktıkları korku ve efsaneler nesilden nesile aktarılmış, bu yüzden uzun yıllar boyunca yerli halk bu bölgeye bilinçli olarak girmekten kaçınmış ve burayı ruhların dolaştığı tehlikeli bir yer olarak görmüştür.
Bugün Nahanni National Park Reserve sınırları içinde kalan bu bölge hala keşif ve doğa turizmi açısından ilgi çekici olsa da, geçmişte yaşanan bu kaybolma vakaları, sert doğa koşulları, yön bulmayı zorlaştıran coğrafyası ve ani hava değişimleriyle birleştiğinde, Nahanni Vadisi’nin neden hala gizemini koruduğunu açıkça gösterir. Bazen bir yerin korkutucu olması için doğaüstü olması gerekmez, doğanın kendisi zaten yeterince acımasız ve anlaşılması zor olabilir.