High On Life, Squanch Games tarafından geliştirilen ve yayınlanan, mizah unsurlarını merkezine alan bir birinci şahıs nişancı oyunudur. İlk olarak Aralık 2022’de Xbox Series X/S, Xbox One ve PC platformlarında oyuncularla buluşmuş, ardından PlayStation 4, PlayStation 5 ve Nintendo Switch için de erişilebilir hale getirilerek daha geniş bir kitleye ulaşmıştır.
High On Life, klasik bir FPS oyunu gibi başlayıp birkaç dakika içinde seni tamamen absürt, kaotik ve beklenmedik bir evrene çeken, mizahı ile oyun dünyasında kendine ayrı bir yer açmayı başaran sıra dışı bir yapım olarak öne çıkar. Bu oyunda sadece düşman vurmazsın, aynı zamanda sürekli konuşan, yorum yapan ve çoğu zaman seni bile tiye alan silahlarla birlikte ilerlersin ve bu durum, oyunu sıradan bir aksiyon deneyiminden çıkarıp neredeyse interaktif bir komedi şovuna dönüştürür.
Oyunun hikayesi, Dünya’nın uzaylı bir kartel tarafından işgal edilmesiyle başlar ve bu kartel, insanları bir tür uyuşturucu gibi kullanarak galaksinin farklı köşelerinde satmaktadır. Bu oldukça karanlık ve rahatsız edici fikir, oyunun genel tonuyla bilinçli bir şekilde tezat oluşturur çünkü anlatım dili ciddi olmaktan çok uzak, ironik ve çoğu zaman alaycıdır. Bu da oyuncunun hem güldüğü hem de az önce ne oldu, diye düşündüğü anlar yaşamasına neden olur.
Oyuncu olarak sen, sıradan bir insan olarak bu kaosun içine düşersin ve kısa süre içinde Gatlians adı verilen, konuşabilen ve farklı yeteneklere sahip silahlarla tanışırsın. Her silahın kendine özgü bir kişiliği vardır, kimi sürekli konuşur, kimi seni eleştirir, kimi ise absürt şakalar yapar ve bu durum, oynanış sırasında yalnız olmadığın hissini sürekli canlı tutar. Hatta bazen silahların konuşmaları o kadar uzar ki, oyunun temposu bile bu diyalogların etrafında şekillenir.
Oynanış tarafında High On Life, klasik nişancı mekaniklerini alıp üzerine hareket kabiliyeti, platform unsurları ve yaratıcı silah özellikleri ekleyerek daha dinamik bir yapı sunar. Örneğin bazı silahlar düşmanları havaya fırlatabilir, bazıları alternatif ateş modlarıyla bulmaca çözmene yardımcı olur ve bu çeşitlilik, oyunun sadece vur ilerle mantığından çıkmasını sağlar. Dürüst olmak gerekirse oyunun asıl gücü mekaniklerinden çok atmosferi ve yazım tarzında yatar.
Görsel olarak oyun, parlak renkler, garip yaratık tasarımları ve abartılı çevre detaylarıyla dikkat çeker. Şehirler, pazarlar ve farklı gezegenler, sanki bir bilim kurgu evreninden değil de çılgın bir rüyanın içinden fırlamış gibi hissettirir. Bu da oyuncuya sürekli olarak keşfetme isteği verir. Her köşede tuhaf bir karakter, anlamsız bir diyalog ya da beklenmedik bir detayla karşılaşma ihtimali vardır.
Ancak oyun herkes için uygun olmayabilir, mizah tarzı oldukça spesifik ve zaman zaman aşırıya kaçabilir. Sürekli konuşan karakterler bazı oyuncular için eğlenceli olsa da, bazıları için yorucu hale gelebilir ve bu da oyunun en çok eleştirilen yönlerinden biridir. High On Life’ı seversen çok seversin, ama sevmezsen kısa sürede sıkılman da mümkün.
Genel olarak bakıldığında High On Life, teknik anlamda devrim yapan bir oyun olmasa da, kendine özgü kimliği, cesur mizah anlayışı ve alışılmışın dışındaki anlatımıyla dikkat çeker. Bu oyun sana kusursuz bir FPS deneyimi sunmayı vaat etmez, onun yerine seni garip, rahatsız edici ama bir o kadar da eğlenceli bir yolculuğa çıkarır. Bazen bir oyunu özel yapan şey mekanikleri değil, sana hissettirdikleridir.