Alice Harikalar Diyarında Kitabında Gerçekte Ne Anlatıyor? [ 06 Ocak 2026 ]


Alice Harikalar Diyarında Kitabında Gerçekte Ne Anlatıyor?

Alice Harikalar Diyarında bir çocuk masalı gibi anlatılır ama aslında yetişkin dünyasına yazılmış en ince alaylardan biridir. Çünkü bu hikaye hayal gücünü değil, aklın sınırlarını anlatır. Alice’in düştüğü tavşan deliği, fantastik bir geçit değil; alıştığımız düzenin bir anda anlamını yitirdiği andır. Kuralların var olduğu ama nedenlerinin kaybolduğu bir dünyaya giriştir. 

Alice sürekli değişir, büyür, küçülür ve en çok sorduğu soru şudur: ‘Ben kimim?’ Çünkü büyümek, cevap bulmak değil, aynı soruyu her gün başka bir yerden sormaktır.

Çılgın Şapkacı’nın bitmeyen çay partisi, zamanın aktığı ama ilerlemediği bir dünyadır. Herkes konuşur, kimse anlaşılmaz. Tıpkı modern hayat gibi.

Kupa Kraliçesi bağırır; ‘Kellesini uçurun!’ Ama ortada suç yoktur. Bu, gücün akıldan ve adaletten koptuğu anların karikatürüdür.

Cheshire Kedisi kaybolur, geriye sadece gülümsemesi kalır. Çünkü bazen gerçeklik de böyledir, tamamen gitmez ama asla tam durmaz.

Bu hikayeyi yazan kişi bir masalcı değil, bir matematikçiydi: Lewis Carroll. Mantığı çok iyi bildiği için, mantığın nerede çöktüğünü de çok iyi görüyordu. Hikaye gerçek bir çocuktan ilham aldı ama kitap çocuklar için yazılmadı. Çünkü bu Alice, henüz sorgulama yetisini kaybetmemiş bilinci temsil eder. Alice Harikalar Diyarında bize şunu söyler; eğer dünya bir gün sana mantıksız gelmeye başlarsa, bu senin aklını yitirdiğin anlamına gelmez. Belki de ilk kez gerçekten düşünüyorsundur. Büyümek, harikalar diyarından çıkmak değil; oraya neden düştüğünü fark etmektir.