2016’da Lee Sedol ile AlphaGo arasında oynanan seri, yalnızca bir insanla bir makinenin karşılaşması değildi. Birçok kişi için bu maç, yapay zekanın artık sadece hesap yapan bir araç olmaktan çıkıp sezgiye benzeyen kararlar verebildiğini gösteren tarihi bir andı. Karşılaşmalar 9–15 Mart 2016 tarihleri arasında Seul’de yapıldı ve DeepMind’ın geliştirdiği AlphaGo, beş oyunluk seriyi 4-1 kazandı. Bu sonuç, Go gibi olağanüstü karmaşık bir oyunda bilgisayarların en üst düzey insan oyuncuyu yenebileceğine dair uzun süredir süren şüpheleri büyük ölçüde sona erdirdi.
Bu olayı özel yapan şey, Go’nun satrançtan bile daha insani kabul edilmesiydi. Çünkü bu oyunda yalnızca birkaç hamle sonrasını hesaplamak yetmez. Bütün tahtadaki olasılıkları sezmek, sabretmek, alan fedakarlığı yapmak ve rakibin niyetini okumak gerekir. Yıllarca birçok uzman, bilgisayarların Go’da dünya çapındaki ustaları yenmesinin çok daha geç olacağını düşünüyordu. Nature’ın o dönemki haberleri de bu sonucu, yapay zeka açısından büyük bir kırılma olarak değerlendirdi.
Serinin ilk üç oyununda AlphaGo’nun galibiyetleri sadece skor üstünlüğü yaratmadı, aynı zamanda izleyenlerde ciddi bir şaşkınlık oluşturdu. Çünkü AlphaGo’nun bazı hamleleri profesyonel oyunculara ilk bakışta garip, hatta hatalı gibi görünüyordu. Fakat oyun ilerledikçe bu hamlelerin derin stratejik anlam taşıdığı ortaya çıkıyordu. Bu yüzden maç, sadece makine kazandı haberi olarak değil, aynı zamanda insanların stratejiye bakışını da sarsan bir olay olarak hafızaya kazındı.
Serinin en unutulmaz anı ise 4. oyunda geldi. Lee Sedol, üst üste gelen yenilgilerden sonra pes etmedi ve bugün hala efsane gibi anlatılan 78. hamleyi oynadı. Bu hamle o kadar beklenmedikti ki, AlphaGo oyunun akışını sağlıklı biçimde sürdüremedi ve Lee Sedol serideki tek insan galibiyetini aldı. Time’ın aktardığına göre Lee, bu zaferi tek bir maç kazanmanın ötesinde çok değerli gördü. Bu oyun, makinenin da kusursuz olmadığını göstermişti.
Yine de son söz AlphaGo’nun oldu. Beşinci oyunu da kazanarak seriyi 4-1 kapattı ve bu karşılaşma, 1997’deki Deep Blue–Kasparov satranç maçlarıyla aynı düzeyde tarihsel bir dönüm noktası olarak görülmeye başladı. Wired ve Nature, bu serinin yapay zeka araştırmalarında çok daha geniş etkiler doğurduğunu özellikle vurguladı.
Bu yüzden AlphaGo ile Lee Sedol’un 2016’daki oyunu, sadece bir spor veya teknoloji haberi değildir. Bir tarafta yılların ustalığı, sezgisi ve insan yaratıcılığı, diğer tarafta milyonlarca oyundan öğrenen, kendi kendini geliştiren bir sistem vardı. Maç bittiğinde kazanan resmi olarak AlphaGo olmuştu, ama gerçekte dünya çok daha büyük bir şey görmüştü. Bu, insan zihninin en karmaşık sandığı alanlardan birine makinenin ilk kez bu kadar güçlü biçimde girmesiydi.