İnsan bazen en büyük mesafeyi kilometrelerle değil, duygularıyla koyar öyle insanlar vardır ki kalabalıkların içinde kahkahalarla, samimi cümlelerle, sıcak bakışlarla var olurken, iş gerçekten sevdiği kişiye geldiğinde bir anda geri çekilir, sanki içindeki kapılar kilitlenir kelimeler eksilir dokunuşlar azalır ve o görünmeyen duvar yavaş yavaş yükselir, çünkü aslında mesele sevgisizlik değil, sevgiyi kaybetme korkusunun insanın içini sessizce esir almasıdır. Bu insanlar dışarıya karşı cömerttir enerjilerini, ilgilerini, hatta bazen en güzel versiyonlarını hiç zorlanmadan sunarlar çünkü orada risk yoktur, kayıp ihtimali yoktur, reddedilmek ya da incinmek gibi bir tehdit yoktur, ama söz konusu gerçekten değer verdikleri biri olduğunda, içlerinde başka bir mekanizma devreye girer, sanki ya kaybedersem düşüncesi, ya yeterince olmazsam korkusuyla birleşir ve onları en sevdikleri insana karşı en uzak hale getirir.
Ve trajedi tam da burada başlar çünkü karşı taraf bu mesafeyi çoğu zaman yanlış okur, ilgisizlik sanır, soğukluk sanır, hatta bazen sevgisizlik zanneder, oysa gerçek çok daha derindir. Orada saklanan şey sevgisizlik değil, fazlasıyla yoğun bir duygunun yanlış yönetilmesidir, ama insan kalbi niyetleri değil, gördüklerini hisseder, bu yüzden verilmemiş sevginin değeri anlaşılmaz, gösterilmemiş ilgi hissedilmez ve zamanla o bağ sessizce çözülmeye başlar. Duygu cimrisi insan aslında kaybetmekten kaçarken kaybın tam ortasına yürür çünkü sevgi, saklandıkça büyüyen değil, paylaşıldıkça yaşayan bir şeydir ve sen onu ne kadar içinde tutarsan, karşı taraf o kadar yok sayıldığını hisseder, o kadar geri çekilir, o kadar vazgeçmeye yaklaşır, ta ki bir gün artık geri dönmeyecek kadar uzaklaşana kadar.
İşin en acı tarafı ise şu olur. O insan gittiğinde, geriye kalan şey keşkelerle dolu bir iç ses olur keşke biraz daha açık olsaydım, keşke hissettiklerimi saklamak yerine gösterebilseydim, keşke korkularımın değil, duygularımın yön verdiği bir yol seçseydim diye düşünür ama hayat çoğu zaman ikinci şansı aynı kişiyle vermez. Çünkü bazı insanlar sevgisiz oldukları için değil, sevgiyi yanlış yaşadıkları için kaybeder ve bazen insanın en büyük hatası, en çok sevdiği kişiye en az kendini vermesidir, oysa gerçek bağlar kusursuzlukla değil açıklıkla, cesaretle ve biraz da kırılmayı göze almakla kurulur.
Ve belki de en net gerçek şudur
İnsan, sevgiyi kaybettiği için değil…
Onu zamanında gösteremediği için pişman olur.