İnsan bazen en büyük hatayı kötü insanlara güvendiği için değil doğru insanlara geç kaldığı için yapar çünkü hayat, herkese aynı yerden öğretmez ve bazıları sevgiyi bir sığınak gibi yaşarken, bazıları onu bir savaş alanında öğrenir, öyle ki bir kez kırılan güven, sadece o anı değil, sonrasındaki tüm ihtimalleri de gölgelemeye başlar ve işte tam burada görünmeyen bir zincir oluşur geçmişteki yanlış insanların bıraktığı izler, gelecekteki doğru insanların önüne görünmez duvarlar örer. Yanlış insanların yarattığı hayal kırıklıkları, insana sadece acı vermez aynı zamanda algıyı da bozar, çünkü bir süre sonra insan artık kim iyi kim kötü diye ayırt etmeyi kalbiyle değil, korkularıyla yapmaya başlar ve bu da en tehlikeli noktadır çünkü artık seni inciten kişi değil, incinme ihtimali yönetir. Bu yüzden birçok insan, karşısına gerçekten dürüst, net, niyeti temiz biri çıktığında onu fark etmek yerine, bilinçsizce test etmeye, sorgulamaya, hatta uzaklaşmaya başlar çünkü alıştığı şey sevgi değil, belirsizliktir.
Oysa herkes aynı değildir. Her erkek ya da kadın sadece yüzeysel bir arayış içinde değildir. Bazı insanlar vardır ki, bir bedenden önce bir zihne dokunmak ister bir geceden önce bir hikayeye dahil olmayı seçer geçici yakınlıklar yerine kalıcı bağların peşinde yürür. Onlar için cinsellik bir başlangıç değil, bir sonuçtur asıl aradıkları şey, anlaşılmak, dinlenmek, saygı görmek ve en önemlisi, kendileri gibi olabildikleri bir alan bulmaktır. Ama ironik olan şudur. İşte tam da bu insanlar, en çok kaybedilenler olur. Çünkü gürültülü olan değil, sessizce değer veren insanlar fark edilmez Seni etkilemeye çalışan değil, seni anlamaya çalışan insanlar çoğu zaman eksik sanılır. Çünkü alışılmış düzen farklıdır. Yoğun ilgiyle başlayan hızla yükselen ve aynı hızla tükenen ilişkiler, insana gerçek gibi gelirken yavaş ilerleyen, temeli sağlam bağlar sıkıcı sanılır. Ve insan farkında olmadan şunu yapar.
Kendisini kıran davranışlara alıştığı için, kırmayanı yabancı hisseder. Güvensizlik bir refleks haline gelir. İçten bir ilgi gördüğünde acaba ne istiyor diye düşünür samimi bir sohbet yaşadığında bu da diğerleri gibi mi diye sorgular. Oysa belki de ilk kez biri gerçekten bir şey istemiyordur… sadece yanında olmak istiyordur. Bu noktada asıl mesele şudur. İnsan, geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarını geleceğe taşımak zorunda değildir ama çoğu zaman bunu fark etmeden yapar. Çünkü kalp unutmak ister, zihin hatırlatır. Ve zihin, kendini korumak için herkesi aynı kefeye koymaya başlar. İşte bu yüzden doğru insanlar yanlış zamanlarda hayatımıza girer ve biz hazır olmadığımız için onları kaybederiz. Ama gerçek şu ki herkes geçici değildir. Herkesin amacı kullanmak değildir. Ve herkes sadece cinsellik peşinde değildir. Hala konuşmayı seven, bağ kurmak isteyen, birinin gözlerinde kendini bulmak isteyen insanlar var. Hala nasılsın sorusunu gerçekten merak ederek soran, bir mesajın arkasında bir duygu taşıyan insanlar var.
Belki de en büyük kırılma noktası burada başlar. İnsanın kendine sorması gereken soru şudur. Ben gerçekten doğru insanları mı bulamıyorum yoksa doğru insanlara güvenecek cesareti mi kaybettim. Çünkü bazen mesele karşına kimin çıktığı değildir… senin onu nasıl gördüğündür. Ve unutma. Güvensizlik seni korur gibi görünür ama aslında seni yalnız bırakır.