Yürümek uyumdur, alışmaktır, katlanmaktır. Koşmak ise fark ettiğin anda geri dönmeyi reddetmektir ve bu cümlenin psikolojik derinliği tam da burada başlar, zira insan genellikle yorulduğunu hissettiğinde durması gerektiğini sanır ama bazı yorgunluklar dinlenerek değil, yön değiştirerek geçer.
Yürümekten yorulursanız koşun, çünkü bazı yorgunluklar vazgeçmenin değil, eşiğe gelmiş olmanın işaretidir ve insan çoğu zaman en çok ilerleme kaydettiği anda durmak ister, zira zihin belirsizlikten hoşlanmaz ve alıştığı tempoyu korumak için yoruldun bahanesini üretir.
Psikolojik olarak yorulma hissi her zaman tükenmişlik değildir. Bazen gelişimin doğal direncidir, insan konfor alanını terk ettiğinde beyin tehdit algısı üretir ve bu da sıkılma, bunalma ya da anlamsızlık hissi olarak ortaya çıkar. Oysa tam bu noktada geri çekilmek, zihne kaçışın mümkün olduğu mesajını verirken, hızlanmak zihni yeni düzene uyum sağlamaya zorlar.
Bir şeyin üstüne gitmek, kendine şunu öğretmektir; bu duygu beni yönetemez, yürürken şüphe büyür, koşarken odak keskinleşir, çünkü hız arttıkça iç ses azalır ve bedenle zihin aynı hedefe kilitlenir, bu da insanın kendi sınırlarını sandığından çok daha ileride keşfetmesini sağlar. Yorgunluk anında sarılmak, pes etmemekle karıştırılmamalıdır. Bu, kör inat değil, bilinçli ısrardır ve çoğu başarı hikayesinde kırılma noktası tam da sıkılmanın, bıkkınlığın ve artık olmuyor hissinin hemen sonrasında gelir. Gerçek ilerleme genellikle sessiz ve rahatsız edicidir.
Yürümekten yorulursanız koşun demek, dur demek değildir. Bu, hız değiştir demektir, çünkü bazı yollar yavaş gidildiğinde insanı ikna eder, hızlı gidildiğinde ise geçip gitmeye zorlar ve üstüne gidilen şey çoğu zaman sandığınız engel değil, sizi bir üst seviyeye taşıyan kapıdır.