Salyangozların dişleri bizim bildiğimiz sert, tek tek dizilmiş dişler gibi değildir. Onların dişleri, ağızlarının içinde bulunan ve radula adı verilen şerit şeklinde, törpü gibi çalışan özel bir yapı üzerindedir. Bu radula, mikroskobik dişlerle kaplıdır ve salyangoz bu yapıyı ileri geri hareket ettirerek yiyecekleri kazır, parçalar ve adeta rendeleyerek yer. Bir yaprağı ya da yüzeyi kemirmez, ince ince aşındırarak tüketir.
Diş sayısı ise şaşırtıcı derecede fazladır. Bir salyangozun radulasında binlerce hatta bazı türlerde 20.000–25.000’e kadar mikroskobik diş bulunabilir. Bu dişler zamanla aşındıkça arkadan yenileri gelir. Sürekli yenilenen bir sistemdir. Bu yüzden salyangozlar sert yüzeyleri bile yavaş yavaş aşındırabilecek kadar etkili bir beslenme mekanizmasına sahiptir ve bu da onları doğada oldukça dayanıklı kılar.
Mikroskop altında bakıldığında bu dişler düzenli sıralar halinde dizilmiş, kanca veya bıçak gibi sivri çıkıntılar şeklinde görünür. Her biri çok küçük olsa da birlikte oldukça güçlü bir rende sistemi oluşturur. Bu dişler sürekli aşınıp yenilenir, yani salyangozun ağzı aslında kendini sürekli tazeleyen bir mini diş fabrikası gibidir. Bu sayede taş üzerindeki yosunu bile kazıyabilir.
Salyangozların Evrim Süreci
Salyangozların (gastropodların), şu canlıdan evrimleşti diyebileceğimiz tek bir atası yoktur. Bilimsel olarak daha doğru ifade, onların çok daha eski ve basit deniz canlılarından, yani yumuşakçaların erken formlarından evrimleştiğidir. Salyangozlar, Mollusca (yumuşakçalar) adlı büyük grubun bir parçasıdır ve bu grubun ilk üyeleri yaklaşık 500–540 milyon yıl önce, Kambriyen Dönemi sırasında ortaya çıkmıştır. Bu erken atalar kabuksuz ya da çok basit kabuklu, deniz tabanında yaşayan, sürünerek hareket eden ilkel canlılardı.
Daha sonra bu ilkel yumuşakçaların bir kolu zamanla farklılaşarak Gastropoda sınıfını oluşturmuştur. Yani bugün bildiğimiz salyangozlar ve sümüklü böcekler bu grubun devamıdır. Evrim sürecinde en önemli değişimlerden biri torsiyon adı verilen vücut bükülmesi ve kabuğun spiral hale gelmesi olmuştur. Radula (dişli yapı) gibi beslenme sistemleri gelişmiştir. Salyangozların kökeni tek bir ilk salyangoza değil, denizlerde yaşayan basit, yumuşak gövdeli atalara dayanır. Bu da evrimin aslında tek bir sıçrama değil, milyonlarca yıl süren küçük değişimlerin birikimi olduğunu gösterir.