Dünyayı çocuklar yönetseydi, kurallar bugünkü gibi karmaşık ve katı değil, daha doğrudan ve duygulara yakın olurdu. Çocuk zihni, çıkar hesaplarından çok adil mi, eğlenceli mi, can acıtıyor mu gibi daha temel sorularla hareket eder. Böyle bir dünyada savaş ihtimali ciddi şekilde azalırdı. Çocuklar çatışmayı sürdürmek yerine hızlıca sıkılıp barışmaya eğilimlidir. Ülkeler arası ilişkilerde rekabetten çok oyun mantığı hakim olur, belki de sınırlar bile daha sembolik hale gelirdi.
Ekonomi ve çalışma düzeni de tamamen farklı olurdu. Bugün insanların büyük kısmı hayatını sürdürmek için sevmediği işleri yapmak zorunda kalırken, çocukların yönettiği bir dünyada zorunluluk yerine istek ön plana çıkardı. Bu durum yaratıcılığı ve sanatı patlatabilirdi ama aynı zamanda disiplin gerektiren alanlarda (altyapı, sağlık sistemleri gibi) aksaklıklar yaratabilirdi. Dünya daha özgür ama daha düzensiz bir yer olurdu. Bugünkü sistem verimlilik ve süreklilik üzerine kurulu iken, çocukların dünyası anlık mutluluk ve merak üzerine kurulurdu.
Eğitim sistemi ise kökten değişirdi. Ezber ve sınav odaklı yapı yerini keşfetmeye, denemeye ve oyunla öğrenmeye bırakırdı. Hata yapmak ayıp değil, sürecin doğal bir parçası sayılırdı. Bugün insanlar başarısızlıktan korktuğu için denemekten vazgeçerken, çocukların dünyasında bu korku çok daha az olurdu. Bu da uzun vadede farklı türde bir gelişim yaratabilirdi. Belki daha yenilikçi ama daha az standartlaşmış bir toplum ortaya çıkardı.
Elbette ki bu dünyanın zayıf tarafları da olurdu. Çocuklar uzun vadeli sonuçları yetişkinler kadar hesaplayamadığı için çevre politikaları, kaynak yönetimi veya kriz anlarında alınması gereken zor kararlar aksayabilirdi. Bugünkü dünya her ne kadar sert ve çoğu zaman adaletsiz görünse de, belirli bir düzen ve süreklilik sağlar. Çocukların dünyası ise daha saf, daha empatik ama daha kırılgan olurdu.
Çocukların yönettiği bir dünya muhtemelen daha az korku, daha çok oyun, daha fazla empati ve daha az hesap barındırırdı. Aynı zamanda bugünkü dünyanın sahip olduğu düzen, planlama ve dayanıklılık konusunda eksikler yaşardı. Belki de en ideal dünya, çocukların hayal gücü ile yetişkinlerin sorumluluk bilincinin dengede olduğu bir yer olurdu.