Kartal, gökyüzünün sıradan bir sakini değil, yükseklikle yapılan kadim bir anlaşmanın yaşayan kanıtıdır; o, yalnızca uçan bir canlı değil, mesafeyle dostluk kurmuş, rüzgarı rakip değil müttefik seçmiş, yeryüzünü yukarıdan okuyarak anlamlandıran bir bilinçtir ve bu yüzden kartalı anlatmak, aslında gücün kaba kuvvetle değil, bakış açısıyla nasıl şekillendiğini anlatmaktır. Kartalın gücü kaslarında değil, kararlarında saklıdır; kanatları geniştir ama asıl genişlik zihnindedir, çünkü ne zaman yükselmesi, ne zaman beklemesi, ne zaman hızlanması gerektiğini içgüdüyle değil, sabırla yoğrulmuş bir sezgiyle bilir ve bu sezgi ona enerjisini boşa harcamamayı öğretir; kartal, gereksiz hamle yapmaz, her hareketini sonuçla tartar, her kanat çırpışını hedefe bağlar.
Hırsı, açgözlü bir saldırganlık değildir; kartalın hırsı, yükseğe çıkma ısrarıdır, çünkü o bilir ki aşağıda rekabet kalabalıktır, yukarıdaysa yalnızlık vardır ve yalnızlık, gücün en saf halidir; bu yüzden kartal kalabalık sürülerin peşinden gitmez, herkesin seçtiği yolu değil, kimsenin cesaret edemediği irtifayı seçer ve bu seçim onu hem yalnızlaştırır hem de özgürleştirir. Hızı ise anlık bir patlama değil, bekleyişin ödülüdür; kartal avını uzun süre izler, sabırla süzer, zamanı geldiğinde gökyüzünü bir bıçak gibi yaran o dikey dalışı gerçekleştirir ve bu dalış sırasında hız, bir gösteri değil, kaçınılmaz bir sonuç haline gelir; kartal hızlı olmak için acele etmez, acele etmediği için gerçekten hızlanır.
Kazanma yolları kartalda hileyle değil, konumla ilgilidir; o en önce yükseği ele geçirir, çünkü yükseklik ona görüş kazandırır, görüş ise kontrol demektir; kartalın en büyük avantajı, başkalarının göremediğini görmesi, başkalarının fark etmediği detayları mesafeden seçebilmesi ve bu bilgiyle hareket etmesidir, çünkü doğada kazanan çoğu zaman en güçlü olan değil, en doğru yerden bakan olur. Kartal fırtınadan kaçmaz, aksine onu yükselmek için kullanır; rüzgar sertleştikçe kanatlarını kapatmaz, akıntının içine girer ve enerji harcamadan daha yukarı taşınır, çünkü bilir ki karşı koymak tükenmektir, uyum sağlamak ise kazançtır ve bu özellik kartalı yalnızca güçlü değil, aynı zamanda bilge kılar.
Yalnız avlanması bir zayıflık değil, bilinçli bir tercihtir; kartal, kalabalıkta gücün dağıldığını, sesin çoğaldıkça dikkatin azaldığını bilir ve bu yüzden kendi kararını kendi veren, kendi riskini kendi alan bir yol seçer; başarının sorumluluğunu paylaşmaz, çünkü başarının bedelini de tek başına ödemeye hazırdır. Kartala yakından bakıldığında görülen şey sadece keskin bir bakış değil, kararlılıkla sertleşmiş bir sabırdır; o beklerken vazgeçmez, beklerken unutmaz, beklerken hedefini küçültmez ve tam da bu yüzden hamlesi gecikmiş gibi görünse bile asla geç kalmış değildir.
Kartalın hikayesi, gücün bağırmadığını, hırsın koşmadığını, hızın acele etmediğini anlatır; gerçek üstünlük, doğru yükseklikte durabilmekte, rüzgarı düşman değil araç olarak görmede ve zamanı geldiğinde tereddütsüz harekete geçebilmede saklıdır ve kartal bu dengeyi bozmadığı için gökyüzü ona yalnızca bir alan değil, bir hakimiyet sunar. Bu yüzden kartal, sadece bir kuş değil, yüksekten bakabilenlerin, yalnız kalabilenlerin ve doğru anı bekleyebilenlerin sembolüdür; onun gücü kanadında değil, sabrında; hızı kaslarında değil, zamanlamasında; kazancı saldırısında değil, konumunda gizlidir ve gökyüzünde çizdiği her daire, aslında yeryüzüne bırakılmış sessiz bir ders gibidir.