Sevgi; Sahip Olmak Değil, Sahip Çıkmaktır [ 12 Şubat 2026 ]


Sevgi; Sahip Olmak Değil, Sahip Çıkmaktır

Sevgi, çoğu zaman sanıldığı gibi kusursuz bir tablo değil, aksine çatlaklarıyla, kırılganlıklarıyla, inişleri ve çıkışlarıyla yaşayan bir organizmadır ve bir insanı gerçekten sevdiğinizde aslında onun yalnızca güçlü yanlarını değil, korkularını, çelişkilerini, suskunluklarını ve bazen anlaşılması zor taraflarını da kucaklamayı göze alırsınız çünkü sevgi, seçerek değil, bütünüyle kabul ederek derinleşir. Sevdiğini her haliyle kabullenmek, onu değiştirmeye çalışmadan yanında durabilmektir  kusurlarını düzeltmek için değil, yaralarını sarabilmek için dokunmaktır ve bu dokunuş, karşı tarafın olduğu gibi kalmasına izin verirken aynı zamanda büyümesine alan açar, çünkü gerçek sevgi baskı kurmaz, yön vermez, manipüle etmez sadece yanında durur ve varlığıyla güç verir.

Birini sevmek karşılık beklemeden sabırla beklemek onu anlamak anlayışla karşılamak ne olursa olsun sevgini yeri geldiğinde içinde yaşamak  onun için nefes almak gibi doğal hale geldiğinde, artık sevgi bir davranış olmaktan çıkar ve bir hale dönüşür sabah gözlerini açtığında aklına düşen ilk düşünce, gün içinde bir cümlesiyle yüzünde beliren gülümseme, gece uyumadan önce içinden geçen küçük bir dua gibi olur ve o insanın varlığı, hayatın ritmini belirleyen görünmez bir melodiye dönüşür. Sevgiye sahip çıkmak ise yalnızca seni seviyorum demekle sınırlı değildir. Zor zamanlarda kaçmamaktır, anlaşmazlıklarda susup uzaklaşmak yerine konuşmayı seçmektir, kırıldığında incitmek yerine anlamaya çalışmaktır ve belki de en önemlisi, sevginin emek istediğini kabul edip o emeği vermekten çekinmemektir, çünkü sevgi kendiliğinden var olabilir ama kalıcı olması bilinçli bir sahiplenme ister.

Sevdiğin için nefes almak, onun hayatına yük olmak değil, yükünü hafifletmek demektir başarılarını alkışlamak kadar başarısızlıklarında omuz vermek, kalabalıkta yanında yürümek kadar yalnızlığında da yanında kalabilmek demektir ve bu duruş, sevgiyi sıradan bir duygudan çıkarıp bir karakter meselesine dönüştürür. Gerçek sevgi, karşısındakini bir idealin içine sıkıştırmaz onu olduğu haliyle görür ve kabul eder, çünkü insan değişebilir ama sevgi, değişimi zorlayarak değil, güvenle besleyerek büyür ve bir kalbin diğerine açılabilmesi için en çok ihtiyaç duyduğu şey yargılanmamak, eksik görülmemek ve olduğu gibi değerli hissetmektir. Birini her haliyle kabul ettiğinizde, aslında kendi egonuzdan da bir adım geri çekilmiş olursunuz;  benim istediğim gibi olsun demekten vazgeçip sen olduğun gibi kal, ben yanındayım diyebilmek, sevginin en olgun halidir ve bu olgunluk, ilişkileri geçici heyecanlardan çıkarıp köklü bağlara dönüştürür. Sevgiye sahip çıkmak, onu saklamak değil, korumaktır kırılgan olduğunu bilerek dikkatle taşımaktır, çünkü sevgi yüksek sesle değil derinlikle yaşanır ve en güçlü bağlar çoğu zaman en sessiz olanlardır.

Ve belki de en güzeli şudur: Sevdiğini her haliyle kabul ettiğinde, aslında kendini de daha çok kabul etmeye başlarsın çünkü sevgi, yalnızca karşı tarafa değil, insanın kendi kalbine de şefkatle yaklaşmasını öğretir ve böylece iki insan arasında başlayan bir bağ, zamanla iki ruhun birlikte nefes aldığı bir alana dönüşür.  Sevgi, sahip olmak değil, karşılık beklemeden çıkarsız, menfaatsiz sevdiğinle birlikte var olmaktır.