Şehir o gece susmayı seçmişti sokak lambaları titrek bir sarı ışıkla kaldırım taşlarını yokluyor, rüzgar ise binaların arasında dolaşırken eski bir sırra çarpmış gibi uğulduyordu ve tam o sırada Kara Kedi, kimsenin fark etmediği bir eşikten geçer gibi, şehrin en kalabalık caddesinin ortasında görünmeden yürüyordu, çünkü bazı varlıklar gözle değil, eksiklikle fark edilir. O artık sadece bir hayvan değildi o, bastırılmış bir cümlenin sonundaki nokta, yarım kalmış bir kararın gölgesi, insanın kendi içinden kaçarken geride bıraktığı ayak iziydi ve her adımında birinin zihninde yankılanan bir soru bırakıyordu. Ben gerçekten kimim.
Bu kez hedefi bir insan değildi bir şehir seçmişti kendine, çünkü şehirler de insanlar gibi korkar, saklar, unutur ve geceleri aynaya bakmaktan çekinirler betonun altında gömülü anılar, terk edilmiş binaların camlarında asılı pişmanlıklar ve kimsenin yüksek sesle söylemeye cesaret edemediği arzular, hepsi onun sessizce dolaştığı sokaklarda soluk alıyordu. Bir apartmanın en üst katında, ışıkları açık ama perdeleri kapalı bir daire vardı içeride bir adam, hayatını düzenli ve kontrollü sanırken aslında kendi korkularının gardiyanı olmuştu ve tam bilgisayar ekranına eğildiği sırada camın kenarında iki sarı göz belirdi, hareket etmeden, tehdit etmeden, sadece bakarak, çünkü bazı bakışlar bağırmaz ama insanın içindeki bütün savunmaları çözer.
Adam o an bir şey hissetti çocukken karanlıktan korktuğu o ilk geceyi, kalabalıkta yalnız kaldığı o eski günü, birine iyiyim derken içinden değilim diye haykırdığı anı, hepsi bir anda yüzeye çıktı ve Kara Kedi, camın önünde bir gölge gibi durarak aslında tek bir şey yaptı hatırlattı.
Çünkü o saldırmaz o açığa çıkarır. Şehirde başka bir yerde, genç bir kadın aynanın karşısında kendine yabancı bir yüzle bakarken, içindeki sesi susturmak için kulaklık takmıştı ve tam müziğin en yüksek yerinde, aynanın köşesinde kısa bir siluet gördü arkasını döndüğünde kimse yoktu ama kalbi hızlandı, çünkü insan bazen en çok kendi gerçeğini gördüğünde ürperir.
Kara Kedi o gece iki kişiye dokundu, ama el sürmeden sadece varlığıyla, sadece hatırlatarak, çünkü onun gerçek gücü korkutmak değil, kaçışı imkansız kılmaktı. Ve şehrin ortasında, kimsenin fark etmediği bir meydanda, heykellerin gölgesinde durdu, başını gökyüzüne kaldırdı ve gözleri karanlıkta iki küçük yıldız gibi parladı sanki bir karar vermişti, sanki artık sadece izleyen değil, yön veren olacaktı. Çünkü bazı gölgeler yeterince büyüdüğünde, karanlık olmaktan çıkar ve bir pusulaya dönüşür. Ama pusula her zaman kuzeyi göstermez. Bazen insanı kendi içine çevirir. Ve o gece şehirde bir şey değişti kimse ne olduğunu tam anlatamadı ama ertesi sabah herkes biraz daha dürüst biraz daha huzursuz, biraz daha uyanıktı.
Kara Kedi ise çoktan kaybolmuştu. Ya da belki ilk kez gerçekten görünür olmuştu.