Erkek ahtapotlarda görülen ve hektokotil olarak adlandırılan yapı, sekiz koldan birinin üreme amacıyla morfolojik olarak özelleşmiş halidir ve bu kol, spermatofor adı verilen, içerisinde paketlenmiş sperm hücrelerini barındıran kapsülleri dişinin manto boşluğuna aktarmak üzere evrimsel süreçte farklılaşmıştır. Diğer kollardan temel kas ve sinir organizasyonu bakımından büyük ölçüde benzerlik gösterse de distal (uç) segmentinde yer alan oluklu, kaşık benzeri ya da tüp formundaki modifikasyonlar sayesinde spermatoforların kontrollü biçimde taşınmasını ve bırakılmasını mümkün kılar.
Bu özelleşmiş kolun konumu ve yapısal ayrıntıları türler arasında değişkenlik gösterebilir. Bazı türlerde üçüncü sağ kol hektokotil olarak işlev görürken, bazılarında farklı bir kol bu rolü üstlenir ve hatta derin deniz türlerinde hektokotilin ucunun koparak dişinin manto boşluğunda kalabildiği, tarihsel olarak bu kopmuş yapının bağımsız bir parazit zannedildiği bilinmektedir.
Nöromüsküler kontrol açısından değerlendirildiğinde hektokotil, diğer kollar gibi yoğun sinir ağına ve gelişmiş dokunsal reseptörlere sahiptir. Bu da çiftleşme sırasında hem mekanik hassasiyetin hem de davranışsal koordinasyonun yüksek düzeyde olmasını sağlar. Dolayısıyla hektokotil tamamen ayrı bir organ değil, mevcut bir uzvun üreme işlevine adapte edilmiş, işlevsel ve yapısal olarak yeniden düzenlenmiş bir evrimsel varyasyonudur.
Bilimsel kısmı bir kenara bırakıp günlük hayata dönersek, restoranda ahtapot siparişi verirken özel kolu seçmediğinizden emin olun derim, kim bilir masaya evrimsel bir sürpriz gelmesin.