Bugünü Erteleyenlerin Yarınsızlığı [ 30 Aralık 2025 ]


Bugünü Erteleyenlerin Yarınsızlığı

İnsan hayatı çoğu zaman ertelenmiş cümlelerden, yarım bırakılmış niyetlerden ve “bir gün mutlaka” diye başlayan ama takvimde hiçbir zaman karşılığı olmayan düşüncelerden oluşurken, aslında bizi durduran şey zamanın yokluğu değil, zamanın sonsuzmuş gibi algılanmasıdır; çünkü insan, yarının garanti olduğuna inandığı sürece bugünün kıymetini fark etmekte zorlanır. “Şimdi değilse ne zaman?” sorusu, yalnızca bir motivasyon cümlesi değil, insanın kendi iç dünyasına yönelttiği en dürüst ve en rahatsız edici sorulardan biridir; zira bu soru sorulduğu anda, bahaneler birer birer anlamını yitirir, korkular daha görünür hale gelir ve ertelenen her şeyin aslında bilinçli bir kaçış olduğu gerçeği ağır ağır yüzeye çıkar.

Çoğu insan doğru zamanı beklediğini zannederken, gerçekte beklenen şeyin cesaret olduğu nadiren fark edilir; çünkü doğru zaman diye adlandırılan şey, çoğu zaman şartların mükemmelleşmesini değil, insanın içindeki tereddütle yüzleşmesini gerektirir ve bu yüzleşme, konfor alanının sessizliğini bozduğu için sürekli ileri bir tarihe ötelenir. Oysa zaman, bekleyenlere göre şekil değiştirmez; akmaya devam ederken, bekleyen insan yalnızca geride kalan anıların sayısını artırır ve bir noktadan sonra “henüz değil” diye ertelenen her karar, “artık çok geç” hissine dönüşmeye başlar, bu da insanın kendi hayatına yabancılaşmasının en sessiz ama en derin biçimidir.

Şimdi adım atılmayan her düşünce, şimdi söylenmeyen her söz, şimdi cesaret edilemeyen her değişim, ileride daha ağır bir pişmanlık olarak geri döner; çünkü insan, yapamadıklarından çok, yapabilecekken yapmadıklarının yükünü taşır ve bu yük, yıllar geçtikçe hafiflemez, aksine daha da derinleşir. Bu yüzden “şimdi değilse ne zaman?” sorusu, zamanı sıkıştıran bir acelecilik değil, bilinci uyandıran bir çağrıdır; insanın kendine, hayatına ve sahip olduğu sınırlı zamana karşı dürüst olma cesaretini hatırlatır ve belki de ilk kez, beklemek yerine yaşamayı seçme ihtimalini önüne koyar.

Sonuçta hayat, hazır olunduğunda başlamaz; hayat, risk alındığında, korkuya rağmen adım atıldığında ve belirsizliğin tam ortasında karar verildiğinde kendini göstermeye başlar ve insan, tam da o anda anlar ki, aslında sorunun cevabı başından beri bellidir: Eğer şimdi değilse, hiçbir zaman.