Çemberlitaş’ın altında hazine olduğu iddiasının sağlam, doğrulanmış bir tarihsel dayanağı yoktur, bu iddia daha çok halk söylenceleri, geç dönem efsaneleri ve definecilik kültürünün ürettiği bir anlatıdır. Ancak bu söylentinin ortaya çıkmasının arkasında, yapının gerçekten olağanüstü sembolik ve siyasal bir işlevi olması yatar, yani tamamen durduk yere uydurulmuş da değildir.
Bugün İstanbul’da gördüğümüz Çemberlitaş, aslında Roma İmparatoru Konstantin döneminde, MS 330 yılında kurulan Konstantinopolis’in merkezini işaretlemek için dikilmiş anıtsal bir sütundur. Resmi adıyla bu yapı Konstantin Sütunudur ve antik kentin ana meydanı olan Forum Constantini’nin tam ortasında yer alıyordu. Bu tür sütunlar Roma geleneğinde; şehrin kozmik ve siyasi merkezini işaretler, imparatorun tanrısal meşruiyetini simgeler, kenti kuran iradenin kalıcı olduğunu ilan ederdi. Yani Çemberlitaş bir süs değil, şehir kurucu bir mihenk taşıdır.
Peki altında hazine var, iddiası nereden çıkmıştır? Bu söylentinin birkaç tarihsel ve kültürel kaynağı vardır;
Roma geleneğinde kutsal emanetler meselesi; Bazı Bizans ve geç Roma kaynaklarında, Konstantin’in bu sütunun kaidesine ya da yakınına kutsal kabul edilen nesneler yerleştirdiğine dair anlatılar geçer, bunlar arasında Roma’nın eski tılsımları, pagan döneme ait semboller ya da Hristiyanlıkla ilişkilendirilen bazı emanetler sayılır. Ancak bunlar altın-gümüş yığınları değil, sembolik ve ideolojik nesnelerdir.
Merkez noktaya güç yükleme inancı; Antik dünyada bir şehrin merkezine dikilen yapının altının boş olması düşünülmez. Orası ya temel ritüelleriyle, ya adaklarla, ya da tılsımlarla mühürlenirdi. Bu anlayış zamanla halk dilinde, orada kesin bir şey saklı fikrine dönüşmüştür.
Osmanlı ve sonrası söylenceleri; Özellikle 18. ve 19. yüzyılda İstanbul’da yayılan define anlatılarında Çemberlitaş, Ayasofya ve Yerebatan gibi yapılarla birlikte efsanevi hazinelerin merkezi olarak anılmaya başlanmıştır. Bu anlatılar yazılı tarih değil, sözlü kültür ürünüdür.
Çemberlitaş gerçekten kazıldı mı, altına bakıldı mı? Evet, çeşitli dönemlerde restorasyon ve zemin güçlendirme çalışmaları yapılmıştır ve bu süreçlerde; büyük bir hazineye, altın dolu odalara ve ya gizli mahzenlere dair hiçbir arkeolojik kanıt bulunmamıştır. Eğer böyle bir şey olsaydı, Bizans’tan Osmanlı’ya, hatta modern döneme kadar bu kadar merkezi bir yapının altında kalması neredeyse imkansız olurdu.
Çemberlitaş tarih boyunca farklı amaçlar için kullanılmıştır. Roma–Bizans döneminde, imparatorluk gücünün ve kentin merkezinin sembolü olarak kullanılmıştır. Hristiyanlık sonrasında ise, pagan geçmişle yeni inanç arasında bir dönüşüm anıtı olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde, semtin adıyla özdeşleşmiş ama kutsallığı sezgisel olarak hissedilen bir yapı halini almıştır. Günümüzde yani modern dönemde ise, tarihsel bir işaret taşı, efsanelerin değil, sürekliliğin sembolü olarak görülmektedir.
Çemberlitaş’ın altında define olduğu iddiası, tarihi bir gerçeklikten çok, gücün merkezde toplanması fikrinin halk zihninde aldığı maddi biçimdir. Çünkü insanlar, bir şehrin kalbinin altının boş olamayacağını düşünür ama orada saklanan şey altın değil, iktidar fikridir.