Gerçekten Eğlendiği'nimi Sanıyorsun Yoksa Sadece Öylemi Düşünmek İstiyorsun . Flörtöz insanlar çoğu zaman karşısındaki insanı etkilediğini, yönlendirdiğini, hatta bilinçli olarak duygusal dengeyi kontrol ettiğini zannederken aslında çoğu durumda kendi içlerindeki değersizlik korkusunu, terk edilme kaygısını ve bağlanma endişesini maskelemek için ilişkiyi bir oyun alanına dönüştürürler; çünkü bir insan gerçekten bağlanmaya cesaret edemediğinde, bağlanıyormuş gibi yaparak ama aynı anda kaçış kapılarını açık tutarak kendini güvende hissettiğini sanır. Manipülasyon teknikleri yoğun ilgi gösterip geri çekilme, kıskandırma stratejileri, belirsizlik yaratma, sıcak soğuk davranış döngüleri dışarıdan bakıldığında karşı tarafı kontrol etmek için kullanılan araçlar gibi görünse de, çoğu zaman bu davranışlar bilinçli bir “kandırma” planından çok, kişinin kendi içsel karmaşasının dışa vurumudur; çünkü bir insan sürekli karşısındakini test ediyorsa aslında sevildiğine değil, terk edilmeye hazır olduğuna inanıyordur.
Burada kritik nokta şudur: Gerçek manipülatör ile savunma mekanizması kullanan flörtöz kişi arasında ince ama önemli bir fark vardır; ilki bilinçli olarak güç kurmaya çalışır, ikincisi ise bilinçsizce duygusal kırılganlığını saklamaya çalışırken kontrol hissine tutunur ve bu süreçte “ben kazanıyorum” derken aslında güvenli, derin ve sağlıklı bir ilişki ihtimalini yavaş yavaş sabote eder. Çünkü sürekli seçenek açık tutma hali, bir yandan özgürlük hissi verirken diğer yandan zihinsel yorgunluk yaratır; kişi her yeni ilgide dopamin yükselişi yaşar, fakat bağ kurmadığı için serotonin temelli huzuru deneyimleyemez ve zamanla bu iniş çıkışlı duygusal döngü psikolojik olarak tükenmeye, kimlik karmaşasına ve gerçek bağ kurma becerisinin zayıflamasına neden olabilir.
Bir süre sonra şu paradoks ortaya çıkar: Karşısındaki insanları kandırdığını düşünen kişi, aslında kendi kalbinin derinliğine inmekten kaçtığı için kendini kandırmaya başlar; “Ben sadece eğleniyorum” derken içten içe biri gerçekten kalsın ister, “Ben bağlanmam” derken terk edilmekten korkar, “Ben kontrol ediyorum” derken aslında kontrol kaybı korkusunun esiri olur. Bu durum uzun vadede iki farklı psikolojik tabloya evrilebilir: ya kişi duygusal olarak yüzeysel kalmaya alışır ve derinlikten korkan bir kimlik geliştirir, ya da bir noktada gerçek bir bağla karşılaştığında savunma sistemleri çöker ve yoğun kaygı, kıskançlık, hatta obsesif düşünceler ortaya çıkabilir; çünkü oyun olarak başlayan şey, bilinçaltında gerçek bir bağlanma ihtiyacına çarptığında çatışma yaratır.
En ironik taraf ise şudur: Manipülasyonla elde edilen ilgi kalıcı değildir, çünkü kontrol edilen kişi bir noktada ya uyanır ya da tükenir; fakat dürüst ve net bir iletişimle kurulan bağ hem daha az dramatiktir hem de daha az yorucudur, sadece daha fazla cesaret ister. Dolayısıyla flörtöz kişinin asıl sorusu “Karşımdakini kandırıyor muyum?” değil, “Gerçekten neyi hissetmekten kaçıyorum?” olmalıdır; çünkü çoğu zaman manipülasyon, bir güç gösterisi değil, bir korunma refleksidir ve insan kendini korurken farkında olmadan kendine en büyük mesafeyi koyar ve zararı verir.