Başkalarının Sözüyle Kaybedenler Kulübü [ 16 Ocak 2026 ]


Başkalarının Sözüyle Kaybedenler Kulübü

Başkalarının tavsiyesi olmadan adım atamayan, kendi iç sesine güvenmek yerine çevresindeki herkesin fikrini toplamadan karar veremeyen ve çoğu zaman bir kişinin onayını almadan kendini güvende hissetmeyen insanlar, farkında olmadan hayatlarını başkalarının zihinlerinden süzülen düşüncelerle yaşamaya başlarlar ve bu durum, zamanla kişinin kendi iradesini sessizce devre dışı bırakan görünmez bir bağımlılığa dönüşür.Bu insanlar genellikle “yanlış yapmaktan korktukları” için danıştıklarını zannederler, oysa asıl korku, kendi kararlarının sorumluluğunu taşımak ve sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalmaktır; çünkü başkasının sözüyle hareket edildiğinde, kayıp yaşansa bile suç paylaşılır, vicdan biraz olsun rahatlar ve kişi “ben değil, onlar öyle dedi” diyerek kendi içindeki kırılmayı erteleyebilir.

Ancak bu erteleme masum değildir; zira sürekli başkalarının fikirlerine yaslanan zihin, zamanla ne istediğini, ne hissettiğini ve neye inanması gerektiğini ayırt edemez hale gelir ve böylece manipülasyona en açık hale gelen psikolojik zemini kendi elleriyle hazırlar, çünkü onay arayan insan, yönlendirilmeye her zaman müsaittir.Bu “kulüp”te yer alanlar çoğu zaman iyi niyetli, düşünceli ve empatik insanlardır; fakat tam da bu özellikleri nedeniyle, güçlü görünen ama kendi çıkarını bilen kişilerin sözlerini rehber, kendi sezgilerini ise şüpheli görürler ve sonuçta başkalarının korkularını, önyargılarını ve yarım kalmış hayatlarını, kendi hayatlarının pusulası haline getirirler.

Başkalarının sözüyle sevdiğinden vazgeçen, hayalini erteleyen, bir ilişkiyi bitiren ya da başlamadan bitmiş sayan bu insanlar, dönüp geriye baktıklarında aslında tek bir büyük kayıp yaşadıklarını fark ederler: kendileri olma ihtimalini; çünkü başkalarının onayıyla alınan kararlar, insanı korumaz, sadece geciktirir ve geciken her gerçek, bir gün daha ağır bir pişmanlık olarak geri döner. En acı tarafı ise şudur ki, bu kişiler kaybettiklerinde yalnız kalırlar; çünkü karar onların hayatına aittir ama yönlendirenler çoktan başka konulara geçmiştir ve geriye, “keşke bir kez de kendimi dinleseydim” cümlesiyle baş başa kalan bir iç ses kalır.

Bu yüzden başkalarının tavsiyesi olmadan nefes alamayan, onay almadan yürüyemeyen ve kendi yolunu çizmekten korkan herkesin bilmesi gereken tek şey şudur: yanlış kararlar bile insanın kendine aittir ve insanı büyüten şey, başkalarının doğruları değil, kendi hatalarıyla yüzleşebilme cesaretidir; aksi halde insan, başkalarının sözüyle kaybedenler kulübünde ömür boyu misafir kalır ama asla ev sahibi olamaz.