Avrupa’da Yasak, Türkiye’de Serbest; Gıda Kodeksinin Görünmeyen Eşitsizliği [ 10 Ocak 2026 ]


Avrupa’da Yasak, Türkiye’de Serbest; Gıda Kodeksinin Görünmeyen Eşitsizliği

Türkiye’de ve Avrupa’da aynı markayla satılan gıda ürünleri arasındaki içerik ve gıda kodeksi farklılıkları, yalnızca damak tadını değil, doğrudan sağlığı ve dolaylı olarak ekonomiyi etkileyen yapısal bir meseleye işaret eder. Avrupa Birliği mevzuatında katkı maddeleri, tatlandırıcılar, renklendiriciler ve koruyucular çok daha sıkı bilimsel denetimlerden geçerken, Türkiye’de aynı ürünlerin daha fazla katkı maddesi, glikoz şurubu, palm yağı veya aroma verici içermesi sık rastlanan bir durumdur. Bu fark, ürünün dış görünüşü ve markası aynı kaldığı halde, tüketiciye sunulan gıdanın biyolojik etkisinin değişmesine neden olur.

Sağlık açısından bakıldığında bu farklılıklar, uzun vadede obezite, insülin direnci, karaciğer yağlanması ve bağırsak mikrobiyotası bozulmaları gibi sorunları tetikleyebilir. Özellikle çocuklara yönelik ürünlerde içerik kalitesinin düşmesi, toplum sağlığını sessiz ama kalıcı biçimde etkiler. Avrupa’da, ihtiyat ilkesi gereği potansiyel risk taşıyan bir katkı maddesi hızla sınırlandırılırken, Türkiye’de benzer maddelerin daha geniş kullanım alanı bulması, sağlık sistemine binen yükü artırır ve önlenebilir hastalıkların yaygınlaşmasına zemin hazırlar.

Ekonomik açıdan ise bu durum iki yönlü bir etki yaratır; kısa vadede daha ucuz içeriklerle üretilen ürünler piyasada fiyat avantajı sağlıyor gibi görünse de, uzun vadede artan sağlık harcamaları, iş gücü kaybı ve kronik hastalık yükü, bu ucuzluğun toplumsal maliyetini katlayarak geri döndürür. Aynı markanın Avrupa Birliği pazarında daha kaliteli içerikle, Türkiye’de ise daha düşük standartla satılması, sadece bir tüketici meselesi değil, kamusal denetim, gıda politikası ve halk sağlığı sorunu olarak ele alınması gereken yapısal bir eşitsizliği gözler önüne serer.