Dürüst İnsanlar Gerçekten Kaybeder mi.
Dürüst insanlar hayatlarının bazı dönemlerinde gerçekten kaybetmiş gibi görünebilir. Çünkü çoğu zaman haksız rekabetin yaşandığı ortamlarda çıkar uğruna verilen sözlerin kolayca unutulduğu ilişkilerde ya da kısa vadeli kazançların alkışlandığı dönemlerde dürüst davranan insanlar daha yavaş ilerler, daha fazla mücadele eder ve emeklerinin karşılığını hemen alamazlar. Dışarıdan bakan biri için bu durum bir başarısızlık gibi algılanabilir. Oysa hayatın en önemli gerçeklerinden biri, her sonucun aynı anda ortaya çıkmadığı ve bazı hesapların yalnızca zaman tarafından görülebildiğidir. Dürüst olmayan insanlar ise çoğu zaman ilk etapta kazandıklarını düşünürler Gerçekleri gizleyerek, başkalarının emeğinden faydalanarak, güveni kendi çıkarları için kullanarak ya da kısa yolları tercih ederek elde ettikleri başarıların kalıcı olduğuna inanabilirler. İlk bakışta daha fazla para kazanmış, daha hızlı yükselmiş, daha güçlü bağlantılar kurmuş ya da istediklerini elde etmiş gibi görünebilirler. Fakat yalnızca sonuca bakıldığında görülen bu tablo, hayatın tamamını anlatmaz. Çünkü güven kaybolduğunda onu yeniden kazanmak, maddi bir kaybı telafi etmekten çok daha zordur.
İnsan hayatında bazı değerler vardır ki, bunların gerçek kıymeti ancak yıllar geçtikten sonra anlaşılır. Dürüstlük de bu değerlerin başında gelir Çünkü dürüst bir insan yalnızca başkalarının güvenini değil, aynı zamanda kendi vicdanını, karakterini ve iç huzurunu da korur. Zor anlarda aynaya baktığında kendisinden utanmamak, verdiği sözlerin arkasında durabilmek ve başarılarını gizlemek zorunda kalmadan yaşayabilmek, dışarıdan görülemeyen ama son derece değerli kazanımlardır. Zaman ilerledikçe insanların gerçek karakterleri yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Bir insanın söyledikleriyle yaptıkları arasındaki fark büyüdükçe çevresindeki insanların güveni azalır Başlangıçta fark edilmeyen küçük çıkar hesapları, verilen tutulmamış sözler, gizlenen gerçekler veya yapılan haksızlıklar zaman içinde birikir ve sonunda kişinin önüne beklemediği bir şekilde çıkar. Güven bir kez sarsıldığında, en büyük başarılar bile insanların gözünde eski değerini kaybedebilir
Dürüst insanlar ise çoğu zaman sessizce yollarına devam ederler. Her adımlarının hemen ödüllendirilmesini beklemez, doğru bildiklerinden kolay kolay vazgeçmez ve karakterlerini geçici kazançlar uğruna değiştirmezler. İşte tam da bu nedenle zaman onların en büyük destekçisi haline gelir Çünkü insanlar yıllar geçtikçe kimin sözüne güvenebileceklerini, kimin zor günlerde yanında duracağını ve kimin yalnızca kendi çıkarını düşündüğünü daha net görmeye başlarlar. Hayatın birçok alanında bunun sayısız örneği vardır. İş dünyasında kısa vadede hileyle yükselen insanlar olabilir, ancak güvenilirliğiyle tanınan kişiler yıllar boyunca tercih edilmeye devam eder. Dostluklarda çıkar ilişkileri bir süre ayakta kalabilir, fakat samimiyet üzerine kurulan bağlar çok daha uzun ömürlü olur. Aile içinde ticarette ya da sosyal çevrede insanlar en sonunda kendilerine gerçekten güven veren kişilerin değerini daha iyi anlamaya başlar Çünkü güven, zamanın eskitemediği en kıymetli sermayelerden biridir.
Dürüst olmayan insanlar çoğu zaman kaybetmeye başladıklarını ilk anda fark etmezler. Çünkü kayıplar her zaman maddi olmaz. Önce insanların güveni azalır, ardından saygı kaybolur, daha sonra yalnızlık başlar ve sonunda geriye yalnızca geçmişte elde edildiği sanılan geçici başarılar kalır Oysa dürüst insanlar belki daha yavaş ilerler, belki daha fazla engelle karşılaşırlar ancak karakterlerini korudukları için zaman geçtikçe etraflarında oluşan güven duygusu büyümeye devam eder. Gerçek başarı yalnızca ne kadar kazandığınla değil, o başarıyı nasıl kazandığınla ölçülür. Çünkü elde edilen her kazanımın arkasında bırakılan iz, bir gün insanın önüne yeniden çıkar Dürüstlükle kazanılan küçük bir başarı bile yıllar boyunca saygıyla anılabilirken, haksız yollarla elde edilen büyük başarılar çoğu zaman kalıcı bir değer oluşturamaz. İnsanlar sonunda yalnızca sonuçları değil, o sonuçlara hangi yoldan ulaşıldığını da hatırlar
Hayat bazen sabırlı insanları uzun süre bekletebilir. Bu bekleyiş sırasında dürüst insanlar kendilerini sorgulayabilir, emeklerinin karşılığını alamadıklarını düşünebilir ve hatta zaman zaman haksızlığa uğradıklarını hissedebilirler. Fakat zamanın en dikkat çekici özelliği, acele etmemesidir. O, gerçekleri yavaş yavaş ortaya çıkarır maskeleri indirir, karakterleri görünür hale getirir ve kimin gerçekten kazandığını sessizce gösterir. Bu yüzden dürüst insanlar bazen kaybetmiş gibi görünse de, aslında en değerli şeylerini hiçbir zaman kaybetmezler. Onlar güvenlerini karakterlerini, vicdanlarını ve insanların gözündeki saygınlıklarını korurlar. Dürüst olmayan insanlar ise kısa süreli kazançların verdiği sahte mutluluğu yaşarken, farkına varmadan en önemli sermayelerini tüketmeye başlarlar. Gün gelir ve hayatın sessiz terazisi yeniden dengelenir. İşte o zaman, dürüst olanın aslında hiçbir şey kaybetmediği, dürüst olmayanın ise kazandığını sandığı birçok şeyi yavaş yavaş yitirdiği açıkça görülür
Belki de bu yüzden hayatın en büyük ödülü, herkesten önce kazanmak değildir. Asıl ödül, yıllar sonra geriye dönüp baktığında hiçbir doğrundan utanmamak, hiçbir başarını gizlemek zorunda kalmamak ve seni tanıyan insanların adını duyduklarında ilk olarak O güvenilir bir insandı diyebilmesidir. Çünkü zaman, alkışların değil karakterin peşinden gider ve sonunda gerçek kazananı sessizce ortaya çıkarır.