Türk sinemasının uluslararası alandaki yolculuğu pek çok önemli yönetmen ve filmle şekillendi. Ancak Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak, Bir Zamanlar Anadolu'da ve Kış Uykusu filmleri, özellikle Cannes Film Festivali'nde elde ettikleri başarılarla ayrı bir yerde duruyor. Üç film farklı hikayeler anlatsa da yalnızlık, iletişimsizlik, insanın kendisiyle hesaplaşması ve taşra ile kent arasındaki görünmez sınırlar gibi temalarda birbirlerine yaklaşıyor. Üstelik bu üçlü, 2003'te Grand Prix'den 2014'te Altın Palmiye'ye uzanan dikkat çekici bir uluslararası başarı çizgisi oluşturuyor.
Kış Uykusu: İnsan Kendinden Ne Kadar Saklanabilir?
2014 yapımı Kış Uykusu, Kapadokya'da küçük bir otel işleten eski oyuncu Aydın'ın çevresinde gelişiyor. Aydın, kendisinden genç eşi Nihal ve boşanmasının ardından yanına yerleşen kız kardeşi Necla ile aynı mekanda fakat giderek büyüyen duygusal mesafeler içinde yaşamaktadır. Kış bastırıp oteli dış dünyadan daha da kopardıkça karakterlerin birbirlerinden sakladıkları düşünceler ve kendi hayatlarına ilişkin çelişkileri açığa çıkmaya başlar. Cannes'ın resmi kaydına göre film 196 dakika uzunluğunda ve senaryosu Nuri Bilge Ceylan ile Ebru Ceylan tarafından yazıldı.
Başrollerde Haluk Bilginer, Melisa Sözen ve Demet Akbağ yer alıyor. Film klasik anlamda hızlı gelişen olaylardan ziyade uzun konuşmalar, sessizlikler ve karakterlerin birbirleri üzerindeki psikolojik etkileri üzerinden ilerliyor. Bu nedenle bir aile dramının ötesinde kibir, vicdan, sınıfsal farklılıklar, yardım etme arzusu ve insanın kendisini nasıl gördüğü üzerine kurulan yoğun bir karakter incelemesine dönüşüyor.
Filmin uluslararası başarısının zirvesi 2014 Cannes Film Festivali oldu. Kış Uykusu, festivalin en büyük ödülü olan Altın Palmiye'yi kazandı. Böylece Nuri Bilge Ceylan kariyerindeki ilk Altın Palmiye'ye ulaştı.
Kış Uykusunu çarpıcı yapan yalnızca anlattığı hikaye değil, seyirciyi karakterlerin karşısında rahat bir konuma yerleştirmemesi. Film boyunca kimin haklı olduğundan çok insanların kendi davranışlarını nasıl gerekçelendirdiği önem kazanıyor. Bu nedenle film bittikten sonra bile karakterlere ilişkin düşünceler değişmeye devam edebiliyor.
Bir Zamanlar Anadolu'da: Bir Cinayet Ararken İnsanı Bulmak
Bir Zamanlar Anadolu'da, görünüşte oldukça basit bir olayla başlar. Bir cinayet işlenmiştir ve gece boyunca savcı, doktor, polisler, askerler ve cinayet zanlısı Anadolu bozkırında cesedin gömüldüğü yeri arar. Ancak zanlı tam olarak nerede olduğunu hatırlayamamaktadır. Arabalar karanlık yollar boyunca bir tepeden diğerine ilerlerken film giderek bir polisiye olmaktan uzaklaşır.
Nuri Bilge Ceylan'ın Ebru Ceylan ve Ercan Kesal ile birlikte yazdığı filmde Muhammet Uzuner, Yılmaz Erdoğan, Taner Birsel, Ahmet Mümtaz Taylan, Fırat Tanış ve Ercan Kesal gibi isimler yer alıyor. Cannes'ın resmi kayıtlarında filmin süresi 157 dakika olarak belirtiliyor.
Cesedi arama süreci aslında karakterleri tanımamız için kullanılan bir araçtır. Doktorun sessizliği, savcının anlattıkları, komiserin öfkesi ve zanlının davranışları ilerledikçe seyirci yalnızca cinayetin nasıl gerçekleştiğini değil, bu insanların kendi hayatlarında taşıdıkları yükleri de düşünmeye başlar. Bozkırın karanlığı ise adeta filmin karakterlerinden birine dönüşür.
Film 2011 Cannes Film Festivali'nde Grand Prix'yi Dardenne kardeşlerin The Kid with a Bike filmiyle paylaştı. Cannes'ın ana yarışmasındaki en önemli ödüllerden birini alan film, Ceylan'ın uluslararası sinemadaki konumunu daha da güçlendirdi.
Filmin kalıcı etkisinin önemli nedenlerinden biri de polisiye türünün beklentilerini tersine çevirmesi. Bir suç vardır ancak asıl mesele suçun çözülmesi değildir. Kamera zamanla cinayetten uzaklaşıp ölüm, suçluluk, yalnızlık ve insanların birbirlerinden sakladıkları gerçeklere yönelir.
Uzak: Aynı Evde Yaşayan İki Yabancı
2002 yapımı Uzak, İstanbul'da yaşayan fotoğrafçı Mahmut ile iş bulabilmek için taşradan onun yanına gelen akrabası Yusuf'un hikayesini anlatır. Mahmut şehirli, eğitimli ve kendi düzenini oluşturmuş bir adamdır. Yusuf ise İstanbul'a yeni bir hayat kurma umuduyla gelmiştir. Aynı evde yaşamaya başladıklarında aralarındaki farklılıklar giderek görünür hale gelir.
Başrollerde Muzaffer Özdemir ve Mehmet Emin Toprak bulunur. Filmde büyük çatışmalar veya sürekli yükselen dramatik olaylar yerine küçük hareketler, suskunluklar ve gündelik hayatın ayrıntıları öne çıkar. İstanbul da romantik bir metropol olarak değil, insanların birbirlerine çok yakın yaşayıp yine de birbirlerine ulaşamadıkları soğuk ve yalnız bir şehir olarak görünür.
Uzak'ın Cannes yolculuğu Türk sineması açısından önemli sonuçlar doğurdu. Film 2003 Cannes Film Festivali'nde Grand Prix kazandı. Ayrıca Muzaffer Özdemir ve Mehmet Emin Toprak, filmdeki performanslarıyla festivalin En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü birlikte aldı.
Başarısı Cannes ile de sınırlı kalmadı. Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu FIPRESCI, Uzak'ı 2003 yılında kendi Grand Prix'si kapsamında Yılın En İyi Filmi olarak seçti.
Uzak'ın merkezindeki soru son derece basit fakat evrenseldir: İki insan birbirine fiziksel olarak bu kadar yakınken nasıl bu kadar uzak olabilir? Mahmut ve Yusuf'un hikayesi üzerinden yabancılaşmayı anlatan film, büyük sözler söylemeden yalnızlığı görünür hale getirir.
Üç Film, Üç Dönüm Noktası
Bu üç film birlikte düşünüldüğünde Nuri Bilge Ceylan'ın sinemasındaki gelişimi de görmek mümkün. Uzak, iki insan arasındaki mesafeyi küçük bir İstanbul evine sıkıştırırken, Bir Zamanlar Anadolu'da insanın karanlık tarafını uçsuz bucaksız bozkıra taşıyor. Kış Uykusu ise bütün bunları uzun diyaloglar ve karakter çatışmaları üzerinden daha kapsamlı bir hesaplaşmaya dönüştürüyor.
Aralarında yaklaşık on iki yıl bulunan bu filmlerin Cannes'daki yolculuğu da dikkat çekici. Uzak 2003'te Grand Prix, Bir Zamanlar Anadolu'da 2011'de Grand Prix ve Kış Uykusu 2014'te Altın Palmiye kazandı.
Üçünün ortak noktasında ise büyük olaylardan çok insan bulunuyor. Yalnızlık, gurur, vicdan, sınıf farklılıkları, taşra, kent ve iletişimsizlik. Belki de bu filmlerin farklı ülkelerdeki seyircilere ulaşabilmesinin nedenlerinden biri tam olarak burada yatıyor. Hikayeler Türkiye'de geçiyor ancak karakterlerin yaşadığı duygular belirli bir coğrafyanın sınırlarında kalmıyor.
#TürkSineması #NuriBilgeCeylan #KışUykusu #BirZamanlarAnadoluda #Uzak #Cannes #AltınPalmiye #Sinema #FilmÖnerileri #Ekubo