Astronotlar Dünya’ya döndüklerinde yerçekimini gerçekten “unutur mu” sorusu, ilk bakışta mecazi gibi görünse de, insan bedeninin ve beyninin uzayda geçirdiği dönüşüm düşünüldüğünde bu ifade şaşırtıcı biçimde gerçeğe yaklaşır; çünkü aylar boyunca yerçekimsiz bir ortamda yaşayan bir insan için aşağı kavramı, ağırlık hissi ve bedenin mekanla kurduğu ilişki kökten değişir ve Dünya’ya dönüş, sanki eski bir fizik kuralını yeniden öğrenmek gibi algılanır. Uzayda, özellikle Uluslararası Uzay İstasyonu’nda geçirilen uzun süreler boyunca astronotların beyni, kasları ve denge sistemi yerçekimi yokmuş gibi çalışmayı “normal durum” olarak kabul etmeye başlar; kaslar artık ağırlık taşımadıkları için güç kaybeder, kemikler basınca maruz kalmadıkları için yoğunluk kaybeder ve iç kulakta bulunan denge organları, başın yukarıda mı aşağıda mı olduğunu ayırt etmeye gerek duymadan işlevini yeniden düzenler, çünkü uzayda bedenin yönü yoktur, yalnızca hareket vardır.
Bu süreçte beyin, Dünya’da otomatik olarak yaptığı pek çok hesabı devre dışı bırakır; bir adım atıldığında yere basılacağı varsayımı, bir nesne bırakıldığında aşağı düşeceği beklentisi ya da ayakta dururken vücudun kendiliğinden dengeyi bulması gibi refleksler, mikro yerçekimi ortamında anlamını yitirir ve zamanla beynin “arka plan programları”ndan silinmeye başlar. Astronotlar Dünya’ya döndüklerinde ise yerçekimi bir anda geri gelir ve bu dönüş, çoğu zaman uzaya çıkıştan daha sarsıcı bir deneyim olarak tanımlanır; çünkü beden, aylar boyunca varlığını hesaba katmadığı bir kuvvetle yeniden karşı karşıya kalır ve bu kuvvet yalnızca kasları değil, bilincin mekan algısını da zorlar, öyle ki bazı astronotlar ilk günlerde ayakta durduklarında bedenlerinin kendilerine ait değilmiş gibi hissettiklerini anlatır.
Yerçekiminin geri dönüşüyle birlikte en çok zorlanan sistemlerden biri denge mekanizmasıdır; iç kulak, gözler ve kaslardan gelen sinyaller birbiriyle uyumsuz hale gelir, beyin neyin yukarı neyin aşağı olduğunu yeniden çözmeye çalışır ve bu da baş dönmesi, mide bulantısı, sersemlik ve kontrol kaybı hissi yaratır, yani astronot aslında yerçekimini bilmediği için değil, onu bedensel olarak hatırlamadığı için zorlanır. Bu nedenle astronotların Dünya’ya dönüşten sonra destek almadan yürüyememesi, otururken dahi dengesiz hissetmesi ya da basit hareketleri abartılı biçimde yapması, şaşkınlık değil nörolojik bir uyum sürecinin doğal sonucudur; beyin, uzayda öğrendiği “ağırlıksız beden” modelini terk edip, yıllar önce otomatikleştirdiği “ağırlıklı beden” modeline geri dönmek zorundadır ve bu geçiş zaman ister.
İlginç olan, astronotların bu süreçte zihinsel olarak yerçekiminin varlığını çok iyi bilmelerine rağmen, reflekslerinin hala uzaydaymış gibi davranmasıdır; bir nesneyi düşürdüklerinde yakalamaya çalışmamaları, ayağa kalkarken fazla sert hamle yapmaları ya da su içerken bardağı gereğinden fazla kaldırmaları, beynin hala “yerçekimi yok” varsayımıyla çalıştığını gösterir ve bu durum, bilginin zihinde var olmasının, bedenin ona uyum sağladığı anlamına gelmediğini açıkça ortaya koyar. NASA ve diğer uzay ajansları bu yüzden astronotları dönüşten sonra haftalar süren rehabilitasyon programlarına alır; bu programlarda kaslar yeniden güçlendirilir, denge sistemi tekrar eğitilir ve beyne, aşağı kavramının, ağırlığın ve düşmenin ne anlama geldiği adım adım hatırlatılır, çünkü yerçekimi insan için yalnızca fiziksel bir kuvvet değil, varoluşun temel referans noktalarından biridir.
Bu tabloya bakıldığında, “astronotlar yerçekimini unutur” ifadesi bir abartı değil, insan bedeninin ne kadar uyumlu ve aynı zamanda ne kadar kırılgan olduğunu gösteren çarpıcı bir gerçektir; çünkü insan, Dünya’nın çekimine göre evrimleşmiş bir canlıdır ve bu çekim ortadan kalktığında, beden yeni kurallara hızla uyum sağlar, fakat geri dönüldüğünde eski kuralların bile yeniden öğretilmesi gerekir. Astronotların Dünya’ya dönüşte yaşadığı bu deneyim, bize şunu hatırlatır: yerçekimi, farkında olmadan taşıdığımız bir yük değil, bizi biz yapan görünmez bir bağdır ve onu kaybettiğimizde değil, geri kazandığımızda ne kadar derin bir etkisi olduğunu gerçekten anlarız.