Türk kahvesi falında bazı sembollerin söylenmemesi gereken kadar ağır olduğuna dair çok eski halk inanışları vardır. Bu yüzden bazı falcıların fincanı kırdığı, hemen yıkadığı ya da falı yarıda bıraktığı anlatılır. Bunların büyük kısmı folklorik inanış niteliğindedir. Kesin bir kaynaktan değil, ağızdan ağıza yayılan korku kültüründen gelir. Türk halk kültüründe kahve falının sır saklayan bir ritüel gibi görülmesi oldukça eskidir.
En çok korkulan şekillerden biri, insan yüzüne benzeyen ama net olmayan karanlık siluettir. Özellikle gözleri belirgin, ağız kısmı koyu çıkan figürlerin ölüm haberi, ağır hastalık ya da uğursuz misafir anlamına geldiğine inanılır. Bazı falcılar bu görüntüyü görünce fincanı çevirmeden kapatır. Çünkü kötü kaderin dillendirilirse büyüyeceğine inanılır. Anadolu’da, fala su yürütmek denilen inanış nedeniyle fal sonrası fincanın hemen yıkanmasının kişiyi kötü enerjiden koruduğu söylenir.
Bir başka korkutucu sembol ise dibinde kapanmış halka veya tabut benzeri uzun koyu çizgidir. Halk arasında bunun geri dönüşü olmayan bir ayrılığı ya da ölümü temsil ettiğine inanılır. Özellikle fincanın dibinde tek başına duran siyah blok şekillerin mezar olarak yorumlandığı anlatılır. Bu nedenle bazı yaşlı falcıların böyle fincanları yorumlamayı reddettiği söylenir. Anadolu folklorunda falın tamamen suyla akıtılması gerektiği inancı da buradan gelir.
En ürkütücü anlatılardan biri ise göz sembolüdür. Fincanın içinde tek bir büyük göz ya da karşılıklı bakan iki koyu leke oluşursa bunun nazar, takip edilme veya kötü niyetli biri anlamına geldiği düşünülür. Bazı bölgelerde buna, cin gözü bile denmiştir. İnternet forumlarında ve halk anlatılarında fincanın kendiliğinden kırılmasının kötülüğü üzerine çektiği şeklinde yorumlandığı görülüyor. Ancak bunlar tamamen halk inanışı düzeyindedir.
Bazı eski fal anlatılarında ise örümcek ağına benzeyen karmaşık telve desenleri çıkılamayan kader, yılan benzeri kıvrımlar ise ihanet ve gizli düşman olarak yorumlanır. Özellikle fincanın kenarından aşağı inen koyu çizgilerin yaklaşan felaket anlamına geldiği söylenir. Bu yüzden bazı falcılar kötü şekilleri doğrudan söylemek yerine bir süre dikkatli ol gibi üstü kapalı cümleler kullanır.
Aslında fincanın kırılması veya hemen yıkanması ritüeli biraz da psikolojiktir. Amaç kötü sembolün etkisini orada bırakmaktır. Türk halk kültüründe suyun arındırıcı olduğuna dair inanışın kahve falına da taşındığı akademik çalışmalarda belirtilmiştir.