İnsanlık tarihinin en gizemli ve en tartışmalı inançlarından biri, ölümden sonraki yaşamla iletişim kurulabileceği düşüncesidir ve dünyanın farklı coğrafyalarında ortaya çıkan birçok kadim uygarlık, bazı özel rahiplerin yaşayanlarla ölüler arasında köprü kurabildiğine görünmeyen alemlerden bilgi getirebildiğine ve yeraltı dünyasının sırlarına erişebildiğine inanmıştır. Bu rahipler sıradan din adamları olarak görülmemiş, aksine hem korkulan hem de saygı duyulan kişiler olarak toplumun en gizemli figürleri arasında yer almıştır. Antik Mezopotamya'da yaşayan Sümerler, Akadlar ve Babilliler, yeraltı dünyasının kapılarının belirli ritüeller aracılığıyla aralanabileceğine inanıyorlardı ve bazı rahiplerin gecenin belirli saatlerinde, özel tütsüler ve dualar eşliğinde trans haline geçerek ölülerin ruhlarıyla temas kurabildiklerini iddia ediyorlardı. Kil tabletlere işlenen bazı metinlerde, bu rahiplerin gördükleri vizyonları kayıt altına aldıkları ve aldıkları mesajları krallara aktardıkları anlatılmaktadır. Özellikle savaşlar, kuraklıklar ve salgın hastalıklar öncesinde yapılan bu ritüellerin amacı yaklaşan tehlikeler hakkında bilgi edinmek ve tanrıların iradesini öğrenmekti.
Eski Mısır'da ise ölüm yalnızca bir son değil, başka bir dünyanın başlangıcı olarak kabul edilirdi ve bazı tapınak rahiplerinin, uzun eğitim süreçlerinden geçtikten sonra yeraltı aleminin hükümdarı olarak görülen tanrı Osiris'in bilgeliğine ulaşabileceklerine inanılırdı. Bu rahipler günlerce süren oruçlar tutar, karanlık odalarda inzivaya çekilir ve bilinçlerini değiştirdiğine inanılan ritüeller gerçekleştirirlerdi Mısır metinlerinde yer alan bazı bölümler, rahiplerin rüyalar ve sembolik vizyonlar aracılığıyla ölüler diyarından mesajlar aldıklarını ve bu mesajları kutsal öğretilerin bir parçası olarak yorumladıklarını göstermektedir. Antik Yunan dünyasında da benzer inançlar bulunuyordu ve özellikle yeraltı tanrısı Hades ile ilişkilendirilen bazı tapınakların, ruhlarla iletişim kurulan merkezler olduğuna inanılıyordu. Tarihçiler tarafından Nekromanteion olarak adlandırılan bazı kutsal alanlarda görev yapan rahiplerin, ziyaretçileri özel ritüellerle hazırladıktan sonra onları ruhlar dünyasına yakın olduklarına inanılan karanlık bölümlere götürdükleri anlatılmaktadır. Burada gerçekleştirilen ayinlerin ardından birçok kişinin ölmüş yakınlarını gördüğünü ya da onların seslerini duyduğunu iddia ettiği kayıt altına alınmıştır.
Anadolu'nun bazı eski uygarlıklarında da yeraltı dünyasıyla bağlantı kurduğu düşünülen rahip sınıflarının bulunduğuna dair çeşitli arkeolojik ve tarihi işaretler bulunmaktadır. Özellikle mağaralar, derin kuyular ve yer altına inen geçitler, ruhlar alemine açılan kapılar olarak kabul edilmiştir. Bu alanlarda gerçekleştirilen ritüeller sırasında rahiplerin belirli semboller çizdiği, özel ilahiler okuduğu ve görünmeyen varlıklarla iletişim kurmaya çalıştığına inanılmıştır. Bazı araştırmacılar, bu tür deneyimlerin aslında yoğun meditasyon uzun süreli yalnızlık, karanlık ortamlar ve güçlü inanç sistemlerinin etkisiyle ortaya çıkan bilinç değişimleri olabileceğini düşünmektedir Ancak ilginç olan nokta, birbirlerinden binlerce kilometre uzakta yaşamış uygarlıkların, birbirlerinden habersiz şekilde benzer uygulamalara sahip olmalarıdır. Mezopotamya'dan Mısır'a, Anadolu'dan Yunanistan'a kadar uzanan geniş bir coğrafyada, belirli kişilerin ölüler diyarına yolculuk yapabildiği ve geri dönerek bilgi getirebildiği yönündeki anlatılar dikkat çekici bir ortaklık göstermektedir.
Orta Çağ'a gelindiğinde ise bu tür uygulamalar daha da gizemli bir hal almış ve birçok bölgede gizli cemiyetlerin koruduğu ezoterik bilgilerin parçası olarak varlığını sürdürmüştür. Bazı el yazmalarında, yeraltı dünyasının kapılarının belirli astronomik olaylar sırasında daha kolay açıldığına inanıldığı ve rahiplerin yıldızların konumlarını takip ederek ritüeller düzenledikleri anlatılmaktadır. Özellikle tutulmalar, gündönümleri ve belirli gezegen hizalanmaları, görünmeyen alemlerle iletişim kurmak için uygun zamanlar olarak kabul edilmiştir. Günümüzde bilimsel açıdan bu iddiaların doğruluğunu kanıtlayan herhangi bir veri bulunmamasına rağmen, yeraltı dünyasıyla iletişim kurduğu söylenen rahipler hakkındaki hikayeler tarih boyunca insanların hayal gücünü beslemeye devam etmiş sayısız efsaneye, gizemli metne ve araştırmaya konu olmuştur. Belki de bu hikayelerin asıl gücü, ölümün ötesinde ne olduğu sorusuna cevap arayan insanlığın bitmeyen merakından kaynaklanmaktadır. Çünkü binlerce yıl önce karanlık tapınaklarda fısıldanan bu sırlar bugün bile geçmişin derinliklerinden gelen bir yankı gibi insanları kendine çekmeye ve bilinmeyenin kapısını aralamaya devam etmektedir.