Yedikule Hisarı, İstanbul’un fethinden kısa bir süre sonra, Osmanlı Devleti’nin hem askeri gücünü hem de devlet otoritesini simgeleyecek biçimde inşa edilmiş, Bizans döneminden kalan sur yapılarıyla Osmanlı mimarisinin birleştiği stratejik bir savunma ve kontrol yapısı olarak tarih sahnesine çıkmıştır. 1458 yılında, Fatih Sultan Mehmet’in emriyle inşa edilen yapı, İstanbul’un kara surlarının Marmara Denizi ile birleştiği noktada konumlandırılmış olup, dört adet Bizans kulesi ile Osmanlı döneminde eklenen üç yeni kulenin birleşiminden oluşan yedi kuleli bir hisar niteliği taşımaktadır; bu yönüyle hem savunma mimarisinin devamlılığını hem de Osmanlı’nın fetih sonrası şehir üzerindeki mutlak hakimiyet anlayışını yansıtmaktadır.
Yedikule Hisarı, kuruluşundan itibaren yalnızca askeri bir kale olarak değil, aynı zamanda Osmanlı hazinesinin bir bölümünün muhafaza edildiği güvenli bir alan ve devlet için kritik öneme sahip kişilerin tutulduğu resmi bir hapishane olarak kullanılmıştır; özellikle yüksek rütbeli devlet adamları, yabancı elçiler, isyanla suçlanan paşalar ve siyasi açıdan tehlikeli görülen kişiler, sıradan mahkümlardan farklı olarak burada gözetim altında tutulmuştur. Bu yönüyle Yedikule Zindanları, klasik anlamda bir cezaevi olmaktan ziyade, devletin iç ve dış siyasetinde denge unsuru olarak kullandığı bir kontrol mekanı işlevi görmüş, burada tutulan kişilerin varlığı çoğu zaman diplomatik pazarlıkların ya da siyasi güç dengelerinin bir parçası haline gelmiştir.
Zindan olarak kullanılan kulelerin iç bölümleri, kalın taş duvarlar, sınırlı ışık alan dar pencereler ve dış dünya ile teması en aza indiren mimari düzenlemelerle şekillendirilmiş olup, bu yapısal özellikler hem güvenliği artırmayı hem de mahkümların izole edilmesini amaçlamıştır; bu durum, Yedikule’nin zamanla sert ve ürkütücü bir üne kavuşmasına neden olmuştur. Osmanlı döneminde uzun yıllar aktif biçimde kullanılan Yedikule Hisarı, ilerleyen yüzyıllarda askeri önemini kısmen yitirmiş olsa da, tarih boyunca üstlendiği hazine muhafızlığı ve devlet hapishanesi kimliği sayesinde İstanbul’un en dikkat çekici tarihi yapılarından biri olmayı sürdürmüştür.
Günümüzde Yedikule Hisarı ve Zindanları, tarihi ve kültürel miras kapsamında değerlendirilen bir yapı olarak ziyaretçilere açık olmakla birlikte, geçmişte üstlendiği işlevler, barındırdığı siyasi ve askeri hikayeler ile İstanbul’un çok katmanlı tarihinin somut bir yansıması olarak kabul edilmektedir.