İnsan bazen kör değildir… sadece görmemeyi seçer, çünkü gerçek dediğimiz şey her zaman aydınlatan bir ışık değil, çoğu zaman insanın içine düşen ve orada yankılanan ağır bir sessizliktir işte bu yüzden bazı insanlar gözlerini kapatmaz, aksine bir gözlerini açık bırakır ve diğerini bilinçli şekilde karanlığa teslim eder, çünkü yarım görmek, tamamen görmekten daha az acıtır. Yarım göz bir eksiklik değil, bir tercihtir insanın kendi gerçeğiyle yüzleşmemek için geliştirdiği sessiz bir savunma biçimidir çünkü bir şeyi tamamen görmek, onu inkar edememek demektir ve inkar edemediğin her gerçek, seni değiştirmeye zorlar, seni bulunduğun yerden koparır, seni bildiğin hayattan uzaklaştırır ve herkes o cesarete sahip değildir.
Bu yüzden bazı insanlar ilişkilerde yarım görür karşısındaki insanın aslında kim olduğunu fark eder ama o gerçeğin tamamını kabul ederse kalamayacağını bildiği için eksik görmeyi seçer bazıları hayatında olan biteni yarım görür işlerin yolunda gitmediğini hisseder ama her şeyi net bir şekilde görürse değişmek zorunda kalacağını bildiği için gözünün bir kısmını karanlığa bırakır. Yarım göz, insanın kendine söylediği en tehlikeli yalandır. Çünkü bu yalan yüksek sesle söylenmez, kimseye anlatılmaz, hatta çoğu zaman insanın kendisi bile farkında değildir o sadece böyle daha kolay der, şu an görmesem de olur der, zamanla düzelir der ve her söylediği cümleyle gerçeğin üzerini biraz daha örter, biraz daha bulanıklaştırır, biraz daha uzaklaştırır.
Ama bilmediği bir şey vardır yarım görülen her gerçek, zamanla büyür. Görmezden gelinen her detay, sessizce genişler, derinleşir ve bir noktadan sonra artık saklanamaz hale gelir işte o an geldiğinde insan sadece gerçeği görmek zorunda kalmaz, aynı zamanda yıllarca görmemeyi seçtiği her şeyin yükünü de taşımak zorunda kalır ve bu yük, ilk başta yüzleşmekten kaçtığı acıdan çok daha ağırdır. Çünkü yarım göz sadece dış dünyaya karşı değildir. İnsan bazen kendine de yarım bakar.
Kendi korkularını tam görmez, kendi hatalarını yarım kabul eder, kendi içindeki boşlukları görmezden gelir ve bu eksik bakış, zamanla insanın kendine yabancılaşmasına neden olur bir gün aynaya baktığında kendini tanıyamamasının sebebi, değişmiş olması değil yıllarca kendine tam olarak bakmamış olmasıdır. İşte bu yüzden yarım göz bir zayıflık değil bir kaçıştır. Ve her kaçış gibi, kısa vadede rahatlatır ama uzun vadede insanı kendi gerçeğinden daha da uzaklaştırır çünkü gerçek, görmesen de vardır, bakmasan da değişmez kaçsan da seni takip eder ve en sonunda seni bulur.
Ve belki de en acı olan şudur. İnsan gerçeği ilk gördüğünde değil, onu çok önceden fark ettiği halde görmemeyi seçtiğini anladığında kırılır. Çünkü o an fark eder ki aslında kandırılan hiç olmamıştır sadece kendini korumak için gerçeği yarım bırakmıştır. Ve işte o an yarım göz kapanır. Ama bu kez karanlıkta kalmak için değil. gerçeği nihayet tamamen görebilmek için.