Yapay zekanın hukuki ve cezai sorumluluğu meselesi, teknolojinin insan iradesine yaklaşan bir kapasiteye ulaşmasına rağmen hukukun hala insan merkezli bir yapı üzerine kurulmuş olmasından kaynaklanan temel bir gerilim alanı yaratır. Çünkü Türk hukuk sisteminde gerek Türk Ceza Kanunu gerekse Türk Borçlar Kanunu açısından sorumluluk, bilinç, irade ve kusur gibi insana özgü nitelikler üzerinden tanımlanır ve bu nedenle yapay zeka bugün itibarıyla bağımsız bir özne olarak değil, insanın kullandığı gelişmiş bir araç olarak değerlendirilir, bu da ortaya çıkan zararın veya suç teşkil eden sonucun doğrudan makineye değil, onu tasarlayan, işleten, yönlendiren ya da denetlemeyen gerçek veya tüzel kişilere yüklenmesine yol açar.
Ceza hukuku bakımından bakıldığında, TCK’nın benimsediği cezaların şahsiliği ilkesi gereği suçun faili ancak gerçek kişi olabilir ve bu kişi fiili işlerken kusur yeteneğine sahip olmalıdır, bu nedenle bir yapay zeka sisteminin hakaret içeren bir metin üretmesi, yanıltıcı bir görüntü oluşturması ya da otonom bir karar sonucu zarara yol açması durumunda hukuki değerlendirme, yapay zekanın ne yaptığına değil, insanın bu sonucu öngörüp öngöremeyeceğine ve gerekli dikkat ve özeni gösterip göstermediğine odaklanır, dolayısıyla bilerek yanlış içerik ürettiren ya da riskli bir sistemi yeterli denetim olmaksızın kullanan kişi, kast veya taksir kapsamında cezai sorumlulukla karşı karşıya kalır.
Özel hukuk alanında ise TBK’nın zarar odaklı yapısı nedeniyle yapay zeka kaynaklı uyuşmazlıklarda sorumluluğun kurulması çok daha kolaydır, çünkü burada esas olan kusurun mutlaka ağır biçimde ispatı değil, zarar ile davranış arasında uygun bir illiyet bağının kurulabilmesidir ve bu çerçevede yapay zekâya dayalı bir hizmet sunan kişi veya şirket, özen borcunu ihlal ettiği ölçüde haksız fiil ya da sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminatla yükümlü tutulabilir, hatta yüksek risk içeren sistemlerde kusur olmasa dahi tehlike sorumluluğu gündeme gelir.
Sonuç olarak yapay zeka, bugünkü hukuk düzeninde ne cezalandırılabilir bir fail ne de hak ve borç sahibi bir kişi olarak kabul edilmektedir, ancak bu durum onun hukuken etkisiz olduğu anlamına gelmez, aksine yapay zeka, insan sorumluluğunu genişleten ve derinleştiren bir risk alanı yaratır ve teknolojinin karar alma süreçlerinde daha fazla özerklik kazandığı her adımda hukuk, sorumluluğu makineden ziyade onu hayata geçiren insana yöneltmeye devam ederek, özgürlük ile hesap verebilirlik arasındaki dengeyi korumaya çalışır.