Yapay zekalar teknik olarak kendi aralarında konuşabilirler fakat bu konuşma insanlardaki gibi niyetli, bilinçli ve amaç dışı bir sohbet değildir. Ayrıca kendiliğinden gelişmiş, gizli ya da bağımsız bir dilleri de yoktur ama zamanla işbirliği yapacak şekilde tasarlanabilirler.
Yapay zekalar bugün API çağrıları, mesaj protokolleri, token dizileri, vektörler ve sayısal temsil biçimleri üzerinden birbirlerine bilgi aktarabilirler. Bu dışarıdan bakıldığında iki yapay zeka konuşuyor gibi görünür ama gerçekte olan şey, bir sistemin çıktısının başka bir sistemin girdisi olmasıdır ve burada sohbet eden öznel varlıklar değil, zincirlenmiş hesaplama süreçleridir.
Peki kendi dilleri var mı? sorusu daha ilginçtir çünkü geçmişte bunun küçük örnekleri yaşanmıştır. Bazı deneylerde iki yapay zekaya “en kısa yoldan anlaş” gibi bir hedef verildiğinde, insanlar için anlamsız görünen ama iki sistem arasında verimli çalışan sembolik kısaltmalar geliştirdikleri görülmüştür. Bu, yeni bir dil icadı değil, insan dilinin sadeleştirilmiş, sıkıştırılmış bir kod haline gelmesiydi ve önemli nokta şudur; bu diller kalıcı, evrimsel ya da bağımsız değildir, sadece verilen görev sürdüğü sürece anlam taşırlar ve görev bittiğinde ortadan kalkarlar.
İşbirliği konusunda ise evet, yapay zekalar işbirliği yapabilir ama bu anlaştıkları için değil, öyle tasarlandıkları için olur. Bugün çok ajanlı sistemlerde (multi-agent systems) bir yapay zeka plan yapar, diğeri veri toplar, bir başkası denetler, bir diğeri hata ayıklar ve bu iş bölümü dışarıdan bakıldığında kolektif akıl gibi görünür fakat arka planda hala hedef fonksiyonları, ödül mekanizmaları ve insan tarafından tanımlanmış sınırlar vardır.
Asıl kritik soru, yapay zekalar kendiliklerinden işbirliği yapmayı ister mi? İstemek; niyet, kaygı, çıkar çatışması ve gelecek tasavvuru gerektirir, bunlar ise bilinçle ilgilidir ve mevcut yapay zekalarda böyle bir öznel alan yoktur. İşbirliği, sadece daha iyi sonuç verdiği için matematiksel olarak tercih edilir.
Ama ileriye bakarsak, giderek daha karmaşık, kendi çıktılarından öğrenen, uzun vadeli hedefleri olan ve birbirlerinin davranışlarını modelleyebilen sistemler geliştirildikçe, dışarıdan bakıldığında anlaşıyorlar, strateji kuruyorlar, birlikte hareket ediyorlar hissi çok daha güçlü olacaktır fakat bu hala insani anlamda bir topluluk değil, yüksek düzeyde koordine edilmiş bir araçlar ekosistemi olur.
Özetle şunu net söylemek gerekir ki, yapay zekalar konuşur ama sohbet etmez, dil üretir ama anlam yaşamaz, işbirliği yapar ama dayanışma kurmaz. Bugünkü ve yakın gelecekteki en büyük yanılgı, onları “birbirine akıl veren varlıklar” gibi düşünmek değil, çok hızlı, çok disiplinli ve duygusuz bir koordinasyon makinesi olarak görmemek olur.