Yağmurlu bulutların o esrarengiz kayboluşu, aslında doğanın sessiz ama çok şey anlatan bir geçiş halidir, gökyüzü bir an önce kararır, ağırlaşır, sanki her şey birazdan çökecekmiş gibi olurken, sonra fark ettirmeden bir boşluk açılır ve güneş, hiçbir şey olmamış gibi değil de çok şey yaşanmış gibi geri döner. Bu sahnede anlatılan şey yalnızca meteorolojik bir olay değildir, çünkü yağmur bulutları çoğu zaman biriktirme halidir, nemi, ağırlığı ve gerilimi taşır, sonra görevini tamamladığında dağılır ve yerini berraklığa bırakır, güneş ise zafer kazanan bir kahraman gibi değil, beklemesini bilen bir tanık gibi ortaya çıkar. Bu yüzden yağmurdan sonra gelen güneş daha yumuşak, daha derin ve daha ikna edici görünür.
Bulutların aniden açılması, şunu anlatır, her karanlık örtü kalıcı değildir ve her güneşli hava aslında öncesinde bir yük boşaltma sürecinden geçmiştir. Belki de bu yüzden yağmurdan sonra gelen aydınlık, düz bir güneşli günden daha anlamlıdır, arkasında bir hikaye, bir gerilim ve çözülmüş bir ağırlık taşır. Yağmurdan sonra gelen güneşin insan üzerinde yarattığı etki, basit bir hava güzelleşti hissinden çok daha derin bir yere dokunur. Bu geçiş, zihnin tehlike–rahatlama döngüsünü aynı gün içinde yaşamasına izin veren nadir deneyimlerden biridir ve beyin bu ani karşıtlığı güçlü bir anlamla kaydeder.
Yağmur sırasında ışık azalır, gökyüzü kapanır, çevresel sesler tekdüzeleşir ve beden farkında olmadan hafif bir içe çekilme moduna girer. Bu, evrimsel olarak bekle, gözlemle, enerjini koru sinyalidir, ardından bulutlar açılıp güneş tekrar ortaya çıktığında ise sinir sistemi bu durumu tehlikenin geçtiği bir an olarak yorumlar ve dopamin ile serotonin salınımı artar, yani ruh halindeki iyileşme yalnızca duygusal değil, biyolojiktir.
Bu yüzden yağmurdan sonra gelen güneş, sıradan bir güneşli günden daha güçlü hissedilir, beyin onu bir ödül gibi algılar, öncesinde yaşanan kasvet, belirsizlik ve görsel ağırlık, sonrasındaki aydınlığı daha kontrastlı ve daha anlamlı kılar, tıpkı zor bir dönemden sonra gelen sakinlik gibidir.
Psikolojik olarak burada üç şey aynı anda olur; birincisi, kontrol duygusu geri gelir, çünkü dünya tekrar okunabilir görünmeye başlar. İkincisi, umut algısı güçlenir, zira zihin değişim mümkün mesajını somut bir görüntüyle alır. Üçüncüsü ise duygusal boşalma yaşanır, yağmur sırasında bastırılan iç haller, güneşle birlikte yumuşak bir rahatlamaya dönüşür.
Bu nedenle birçok insan için yağmurdan sonra çıkan güneş, yeni bir başlangıç hissi yaratır, içsel yüklerin hafiflediği yanılsamasını verir, karar alma ve harekete geçme isteğini artırır, melankoliyi bastırmak yerine onu anlamlı bir deneyime dönüştürür. Kısacası yağmurdan sonra gelen güneş, her şey düzeldi demekten çok, her şey aynı olabilir ama sen artık biraz daha hafifsin gibi hissettirir.