Yağmur yağdığında herkes ıslanır sanırız ama denizin içinde yaşayan balıklar için bu, dışarıdan bakıldığında düşündüğümüz kadar basit değildir. Suyun içinde zaten var olan bir canlı için ıslanmak kavramı anlamını yitirir ve yağmur, onların dünyasına yalnızca yüzeyde küçük titreşimler, geçici dalgalar ve kısa süreli bir hareketlilik olarak dokunur.
Yine de bu görüntü, insan zihninde güçlü bir metafora dönüşür. Yağmurda ıslanan balıklar ifadesi, zaten bir şeyin içindeyken o şeyden etkilenmeye devam etmeyi anlatır. Bir duygunun içindeyken o duygudan tekrar tekrar etkilenmek gibi, bir yalnızlığın içinde yaşarken yine yalnızlık hissetmek gibi bir şeydir. Belki de bu yüzden bazı insanlar, en çok alıştıkları şeylerden en çok yorulanlardır. Sürekli içinde oldukları şey, zamanla fark edilmeden bir ağırlığa dönüşür ve dışarıdan gelen küçük bir dokunuş bile bu ağırlığı hatırlatır.
Balıklar gerçekten ıslanmaz ama biz o cümleyi kurarken aslında kendimizi anlatırız. İnsan bazen tam ortasında olduğu hayatın içinde bile yeniden ve yeniden ıslanabilir.