Vandalizm, bir kişinin ya da grubun, kendisine ait olmayan kamusal veya özel mülke kasıtlı olarak zarar vermesi anlamına gelir. Bu zarar yazı yazmak, kırmak, yakmak, boyamak ya da işlevini bozmak şeklinde olabilir ve temel özelliği, estetik ya da ifade amacı taşısa bile mülke zarar verme eşiğini aşmasıdır.
Vandalizm terimi adını, MS 5. yüzyılda Roma’yı yağmalayan Vandallardan alır, modern anlamda ise özellikle sanayileşme sonrası kentleşmeyle birlikte görünür hale gelmiştir, çünkü anonimleşen şehirler, bireyin öfkesini, dışlanmışlık hissini ya da tepki ihtiyacını doğrudan hedef alabileceği yüzeyler üretmiştir, yani vandalizm çoğu zaman bireysel kötülükten çok sosyal kopukluğun yan ürünüdür.
Vandalizmin etkileri yalnızca maddi hasarla sınırlı değildir, bozulan kamusal alanlar güvensizlik hissini artırır, mahalle aidiyetini zayıflatır ve sahipsizlik algısı yaratarak yeni vandal eylemleri tetikler (kırık cam teorisi), aynı zamanda kamu kaynaklarının onarım için sürekli harcanması, eğitim, kültür ve sosyal hizmetlerden pay çalınmasına yol açar, uzun vadede vandalizm, şehrin ruhunu aşındırır.
Toplumun, vandalizme bakışı genellikle net biçimde olumsuzdur, çünkü vandalizm çoğu insan için düzensizlik, tehdit ve saygısızlık anlamına gelir. Ancak burada önemli bir ayrım vardır; mesaj içeren eylemlerle (politik yazılar, protesto amaçlı semboller) salt yıkım arasındaki fark her zaman aynı şekilde algılanmaz, bu da vandalizm–ifade özgürlüğü tartışmalarını doğurur, özellikle grafiti bu sınırda en çok tartışılan alanlardan biridir.
Vandalizm yalnızca cezayla kalıcı biçimde önlenemez, etkili yöntemler çok katmanlıdır. Kamusal alanların iyi aydınlatılması ve bakımı, gençlere yönelik kültürel–sanatsal ifade alanlarının açılması, mahalle sahiplenmesini artıran projeler, hızlı onarım (zararın iz bırakmaması) ve eğitim bu zincirin parçalarıdır, çünkü vandalizm çoğu zaman duyulmama hissinin dışa vurumudur ve bastırıldığında değil, anlamlı kanallara yönlendirildiğinde azalır.
Vandalizm, yalnızca bir suç değil, aynı zamanda toplumsal bir semptomdur. Şehirler insanlara ait olduklarını hissettirmediğinde, duvarlar konuşmaya başlar ve vandalizmle mücadele etmek, aslında toplumun kendisiyle kurduğu bağı onarmak anlamına gelir.